Advert

Taşeronla mücadeleye adanmış bir ömür

Taşeronla mücadeleye adanmış bir ömür
Taşeronla mücadeleye adanmış bir ömür Nevzat UÇAK

HABER: YENER EKİNCİ

BÖLGE - Geçim derdinin yanı sıra insanca yaşama savaşı veren işçi ve emekçilerin, eşit haklara sahip olması için girdiği mücadelede uzun yılları ardında bırakan ve amacı doğrultusunda edindiği başarılarla ‘İşçi Babası’ olarak tanınan Hak-İş Konfederasyonu Adana İl Başkanı ve Hizmet İş Sendikası Adana Şube Başkanı Abdurrahman Yücel, bugünkü röportaj konuğumuz olarak sorularımız yanıtladı. ‘’Kamuda tek bir taşeron işçi bırakmayınca kadar mücadelemiz devam edecek’’ diyen Başkan Yücel ile sendikal faaliyetleri üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.   

Abdurrahman Yücel kimdir, sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Adıyaman’da, 1957 yılında dünyaya geldim. Her ne kadar Adıyaman doğumlu olsam da, 43 yıldan beri yaşadığım Adana’yı memleketim olarak kabul ediyorum. Askerlik vazifemin ardından, 1979-1989 yılları arasında, TEMSA’da metal iş kolunda işçi olarak çalıştım. 1989 yılında ise yine metal iş kolunda 11 yıl boyunca sendika başkanlığı görevini yürüttüm. 2 yıllık bir aranın ardından, Hak İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan talebi üzerine, sendikacılık faaliyetlerine yeniden başladım. Evli ve 4 çocuk babasıyım.

Hak İş ve Hizmet İş’ten biraz bahseder misiniz?

Türkiye'nin ikinci büyük işçi konfederasyonu olan Hak-İş, belli prensipler doğrultusunda yeni ve orijinal bir ses olarak 22 Ekim 1976 tarihinde Türk Sendikacılığına adımını atmış, bugüne değin bu özelliğini, prensiplerine bağlı kalarak ve istikrarlı bir çizgi takip ederek sürdüre gelmiştir. 22 üye sendikası bulunmaktadır. Bunlardan 8’i iş kolu birincisidir. Hizmet İş (Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri) Sendikası ise 24 Ocak 1979 yılında Hüseyin Tanrıverdi ve mücadele arkadaşları tarafından Adıyaman'da kurulmuştur. Dili, rengi, cinsiyeti, inancı ne olursa olsun, herkesin insanlık aleminin saygın bir bireyi olma hakkına sahip olduğunu kabul etmektedir. Hizmetle emek arasında bir tamamlayıcılık olduğundan hareketle, ‘Önce İnsan Önce Emek’ sloganını benimsemiştir. 39 yıldır güçlenerek ve büyüyerek faaliyetlerini yoğun bir şekilde sürdürmektedir. Ocak ayı istatistiklerine göre 251 bin üye sayımız bulunuyor. Geçen sürede 290 bine ulaşmış durumdayız.

Ne gibi faaliyetler yürütüyorsunuz?

Türkiye genelinde olduğu gibi Adana’da da, 2007 yılından bu yana taşeron sorununu çözmek için mücadele veriyoruz. Taşeron sistemin sürdürülmesi, hem ülkemizin hem de işçilerimizin kaybı demektir. Bu sistemin kaldırılması ve işçilerin kadroya alınması amacında gayret gösteriyoruz. Hedefimize ulaşmak için, 2014 yılında beri daha etkin ve kapsamlı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. 81 ilde taşeron işçileri sendikalaştırmaya başladık. Taşeron işçilere ulaşmak için çok çalıştık. 14-24 Ocak 2014'te tarihi bir adım attık. 81 ilden üye olmayan 6 bin taşeron işçiyi Ankara Bilkent Otel’de bir araya getirdik. 'Bu mücadele, sendikalaşmaktan geçer, üye olacaksınız. 600 bin olursak herkes duyar ve anlar, sorunlar çözülür' dedik. Heyecan oluştu. 'Sendika sizi korur' diye bir kampanya başlattık. O günden itibaren yaklaşık 4 ay ciddi mücadeleyi bütün Türkiye'de taşeron işçilere ulaşmayı başardık. AK Parti hükümetinin taşeron konusunda attığı ilk önemli adım 2014 taşeron işçilere sendikalaşmanın ve toplu sözleşmenin önünün açıldığı tarihtir. Dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, çok büyük çabayla düzenlemeyi Türkiye'ye armağan etmişti. Bu mücadeleyi biz başlattık, biz sürdürdük. Kamuda tek bir taşeron işçi bırakmayınca kadar mücadelemiz devam edecek.

Güvenlik soruşturmasından geçemeyen taşeron işçiler konusunda neler söylemek istersiniz?

Malulen emekli olanların dışında Türkiye’de emeklilerin çalıştırılmaması ve onların yerine gençleri istihdam edip işsizliği azaltmak yönünde bir düzenleme yapılmıştı. Bakan açıklama yapmasına ve kurumlara yazı gönderilmesine rağmen, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de değişiklik yapılamadığı için bazı sorunlar yaşandı. Bazı kurumlar işbaşı verirken, bazıları vermedi. Mesela SGK, güvenlik soruşturmasından hükümlü olduğu belirlenenlere, hükümlü kadrosundan iş verdi. Sicili son derece temiz olup da ‘Güvenlik Soruşturması’ gerekçe gösterilip kadro verilmeyenler de var. Bunu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na dosya halinde sunduk. Gereken çalışmalar yapılıyor. ‘Kimseyi mağdur etmeyeceğiz, çözeceğiz’ diyorlar.

Gelişmiş ülkeleri geriden takip ettiğimizi değerlendirecek olursak, Türkiye’de kalifiye işçi sorunu yaşandığını söyleyebilir miyiz?

‘Kamudaki işçiyi kadroya verirsek sırtını devlete dayar ve çalışmaz’ diye yanlış bir imaj var. Eğer işçiler çalışmıyor bile olsa, mevcut sisteme dayalı bir tıkanıklık var demektir. Eğer siyasiler elini çekmezse bu imaj değişmeyecektir.

Bir işçi neden sendikalı olmalı?

İşverenlerin sendikalara karşı halen mesafeli davranıyor ve benimsemiyor. Türkiye’de sendikal örgütlenme maalesef çok düşük seviyelerde. 13 milyon insan çalışıyor ve bunun sadece yüzde 12’si örgütlü. Hükümet bu konuda bir adım atmalı ve örgütlü yerlere gerekli teşvik vermeli. Teşvik verildiği takdirde üretim artar ve sanayide ilerleriz.   Yaşamak için çalışmak ve emek-gücümüzü satmak zorundayız. İster fabrikalarda ya da bürolarda, ister devlet işletmelerinde, ister özel şirketlerde, isterse belediyelerde, kooperatiflerde olsun, hayatımızı yalnızca ücretle kazanıyoruz. Dertlerimiz aynı, sorunlarımız ortak. İş garantisi istiyoruz. Çünkü bizim için işsizlik açlık demektir. Kısacası biz, bütün zenginlikleri ve değerleri üretenler olarak, bu değerlerden, refah ve gelişmeden hakkımız olan payı istiyoruz. Sorunlarımızın çözümünü `bizi düşündüğünü` söyleyen patronlardan, `sendika da olsa daha fazla veremem’ diyen işverenlerden bekliyoruz. Ya da tek başımıza hak aramaya kalkıyoruz, başaramıyoruz. Neden? Çünkü örgütlü değiliz. Sosyal haklara sahip olmak istiyorsan sendikalı olmaktan başka yol yok. İşverenler sosyal hakları ancak kendileri ile özel işbirliği yapan ya da kendilerine yaltakçılık yapan, yalvaran işçilere verirler. Onurlu bir işçinin ise buna ihtiyacı yoktur. Onurlu bir işçi çalışma arkadaşları ile birlik olur, hakkı olanı ister ve kazanmasını bilir. Sendikalı değilsen sosyal güvenlik hakların yok demektir:  Eşit işe eşit ücret ve insanca yaşanacak bir ücret almak sendikalı olmakla gerçekleşir. İşçilerin sendikalı olmadığı işyerlerinde ücret artışlarının ne zaman yapılacağı, ne oranda yapılacağı da belli değildir. Oysa işçiler sendikalı ise, herkesin ücreti sözleşme ile belirlenir. Eşit iş yapan herkes eşit ücret alır. Kimseye farklı muamele yapılmaz, yapılamaz. İşçi sendikasız ise, herhangi bir şekilde iş bırakarak hak aramak isterse, işveren onu işten atabilir. Hem de beş kuruş tazminat vermeden. Bu nedenle hak aramanın en iyi ve güvenilir yollarından biri sendikalı olmaktır. Sendikalı olmak işçiler için bir koruma kalkanına sahip olmak demektir. İşçiler ne kadar sıkı bir birlik kurmuşlarsa, bu kalkanın zırhı o kadar sağlam demektir. Sendikalı olmak işyerinde çeşitli konularda söz sahibi olmak demektir... Sendikalı olmaları sayesinde işçiler işyerinde ezik, başları önde olmak yerine, işleri hakkında söyleyecek sözleri olan, işyerinde olup bitene müdahale edebilen saygın birer işçi olurlar.

Seçim süreci nedeniyle askıya almak zorunda kaldığınız çalışma ve projeler oldu mu?

Hiçbir seçim sendikaların çalışmasına engel olamaz ve programlarını etkileyemez. Seçimler siyasilerin işidir. Biz üyelerimize sadece sandığa gitmelerini söylüyoruz. Kesinlikle şuna veya buna oy verin demiyoruz. Üyelerimiz yönlendirmek gibi hiçbir çabamız bulunmamaktadır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
3 aylık hamile kadın hırsızlıktan tutuklandı
3 aylık hamile kadın hırsızlıktan tutuklandı
Gelin dehşeti: 3 yaralı
Gelin dehşeti: 3 yaralı