Advert

Tavukta cinsiyet şaşırtan tehlike

ÇETKODER Genel Başkanı Mustafa Göktaş, sıra dışı bir yorumda bulunarak, ‘’Bugün kızlar erkek, erkekler kız gibi hareket ediyorsa, tek nedeni tavukta hormon ve antibiyotikli ilaç kullanımıdır’’ dedi

Tavukta cinsiyet şaşırtan tehlike
Tavukta cinsiyet şaşırtan tehlike Nevzat UÇAK

BÖLGE - Adana son yıllarda artan çiftlik, tesis ve fabrikalarıyla, beyaz et üretiminde zirveyi zorluyor.  Artan üretimle beraber,  civcivlere hızlı büyümeleri için protein hapları ve antibiyotik gibi maddeler verildiği söylentileri de durulmuyor. Öğünlerin vazgeçilmezi tavuğun, kansere yol açan hormonlu bir besin olduğu yönünde yayılan şehir efsaneleri, ucuz olduğu için beyaz eti tercih eden tüketiciyi tedirgin ediyor. Uzmanlar ise yaptıkları açıklamalarda, aşırı bilgi kirliliği olduğunu ve korkulacak bir durum bulunmadığını belirterek, hormonlu tavuğa rastlamadığını söylüyorlar.  Tavuklarda yaşama ömrünün bilinçli olarak 42 ila 49 gün arasına sıkıştırıldığını ifade eden uzmanlar, “Hormon değil kısıtlı zaman ve imkanlar nedeniyle maksimum verim almak için bir çok biyolojik maddeler kullanılıyor. Biyolojik yemler, hayvan bünyesinin kısa zamanda daha çok et yapmasına neden oluyor. Üretimde bu uygulamaya zorunlu ihtiyaç vardır” diye konuşuyor.

ANTİDEPRESAN VE ARSENİK DE KULLANILIYOR

Yapılan ılımlı açıklamalara Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş katılmıyor. Gazetemize bir açıklamada bulunan Göktaş, “Mevcut ortamda halkımızın tavuk eti ile beslenmesi engellenmemelidir” diye konuştu. Göktaş, “Yakında ilaç almak için eczaneye değil markete gitmemiz gerekecek. Üstelik bundan sonra yutması zor, tatları berbat tabletler, şuruplar; canımızı yakan iğneler yerine bir takım besinleri afiyetle yememiz de yeterli olacak. Mesela antibiyotik iğnesi olacağımıza hindi bifteği, depresyon için hap yutacağımıza tavukgöğsü veya burnumuz aktığı için antihistaminik alacağımıza tavuk şiş yiyerek ilaç ihtiyacımızı karşılamış olacağız” dedi. Adana’da tavukların kafein, antibiyotik, antihistaminik, antidepresan ve hatta arsenikle beslendiğini iddia eden Başkan Göktaş, şunları kaydetti; “Antibiyotikler tavuklara enfeksiyon tedavisi için değil daha çabuk büyümeleri için veriliyor. Difenhidramin bir antihistaminik. Bunlar stres giderici, rehavet verici etkilerinden yararlanılmak için veriliyor; çünkü stres altında olan tavuklar yavaş büyüyor ve etleri de sert oluyor. Asetaminofen ve Prozac’ ın da benzer etkilerinin olması muhtemel. Kafeine gelince. Kahve küspesi veya yeşil çay tozu tavukların uyanık kalmasını sağlıyor ve böylece de bunların beslenmek için daha fazla zamanları oluyor. Tavuk yeminde arsenik de var. Tavukların yüzde 90’ının yemlerine arsenik katıldığı biliniyor. Tavukların tüyleri ise işlenerek hayvan yem katkısı veya gübre olarak kullanılıyor. Arsenik ihtiva eden ilaçlar - özellikle de roxarsone- tavukların tüylerinde keratin maddesinde toplanıyor. Roxarsone’da organik arsenik var. Sağlık için asıl zararlı olan inorganik arsenik. Organik arsenik havada, suda ve toprakta bulunabiliyor

HASTALIKLARIN TEDAVİSİNİ GÜÇLEŞTİRİYOR

Besi hayvanlarına iki şekilde antibiyotik bulaştığını ve bu durum engellenmeye çalışılsa dahi antibiyotikli et tüketildiği gerçeğini hatırlatan Mustafa Göktaş, “Besi hayvanlarına iki tip antibiyotik bulaşıyor. Bunların bir tanesi bilerek isteyerek veriyorlar yani yemine antibiyotik karıştırıyorlar. Daha güçlü olsunlar, gelişsinler ve kasları son derece güçlü olsun diye, tavuğa da veriliyor. Maalesef böyle bir yaklaşım oldu ve bunun engellenmesi için dünyada çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Biz bilmeden tavuk, et alıyoruz. Bunları çocuklarımıza yediriyoruz. Ve antibiyotikli bir eti yemiş oluyoruz” diye konuştu. Antibiyotikli et tüketmenin bir sonucu olarak vücudun ilaçlara karşı bağışıklık kazandığını ve hastalık durumunda tedavilerin daha güç olduğu üzerinde duran Öztaş, “Antibiyotikli eti yediğimiz için vücudumuzdaki mikroorganizmalar akıllanıyor çünkü antibiyotik görüyor. Ve organizmada antibiyotiklere karşı bir hassasiyet beliriyor. Sonuçta reel olarak hastalandığımız da o antibiyotik vücuda etki etmeyecek. Etlerin antibiyotikli olmasına sebep olan iki faktörden biri bilerek isteyerek, hayvanın yemine antibiyotik kullanılması ikincisi ise hayvanın bilmeden doğadaki suyu içmesi, doğaya karışan kanalizasyondan geçen kimyasallar ve antibiyotikleri yiyor olmasıdır.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ ÖNLEMEYE ÇALIŞIYOR

Tavukların iri ve kilolu olması ve besin değeri arttırmasına yönelik yapılan bu yanlışın önlenmesi için Dünya Sağlık Örgütü ve FDA (Food And Administration) çalışmalar yürüttüğü bilgisini veren Göktaş, yediğimiz etlerde antibiyotik olup olmadığını nasıl anlayacağımız konusunda şunları söyledi: “Etlerde antibiyotik olup olmadığını tabi ki anlayabiliriz. Ülkemizde bu işi yapan hem devlet eliyle hem de özel sertifika almış olan bütün enstitüler laboratuvarlar ve üniversiteler bu deneyleri çok rahatlıkla yapıp bilgi verebilir. Bir hayvan etinde antibiyotik olması kabul edilemez. “

ANTİBİYOTİK YÜZÜNDEN KIZLAR ERKEK, ERKEKLER KIZ GİBİ DAVRANIYOR

Serbest gezen tavuk üretimine geçilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Göktaş, “Şu anki şartlarda vatandaşlara ‘Tavuk eti yemeyin’ diyebiliriz. Ama dar gelirli halkımız bu durumda ne yapacak?  Gerekli insani yaşamsal tedbirler bir an evvel alınmalı. Tek tehlike tavukta da değil. Çiftlik balıkları da aynı antibiyotikli yemlerle besleniyor” diye konuştu. “Bugün çocuklarımız obez ise, kızlar erkek, erkekler kız gibi hareket ediyorsa, tek nedeni hormon ve antibiyotikli ilaçlar kullanımıdır” iddiasında bulunan Göktaş, tarımsal ürünlerde de zehir tükettiğimize dikkat çekti. Adana’nın aynı zamanda bir tarım bölgesi olduğuna dikkat çeken Göktaş, Adanalı çiftçinin yeni teknolojinin gerisinde kaldığını ve kulaktan dolma bilgilerle üretim yapmaya çalıştığını söyledi. Göktaş, “Ürün düşük, kalitesiz ve insan sağlığına zararlı” dedi. Vatandaşın zehir yediğini ifade eden Göktaş, “Eskiden yılan, tarla faresi görürdük. Hepsi yok oldu. Onların da toprağa faydası vardı. Zirai ilaçlar onları da yok etti. Zirai ilaçların reçeteyle satılması gerekiyor. Bu ilaçları sadece ziraat mühendislerinin satması lazım” dedi. 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
“Buğday üretimini sürdürülebilir hale getirmek gerekiyor”
“Buğday üretimini sürdürülebilir hale getirmek gerekiyor”
Hükümlü, damdan dama kaçarken yakalandı
Hükümlü, damdan dama kaçarken yakalandı