Advert

Kuşaktan kuşağa 54 yıl

Kuşaktan kuşağa 54 yıl
Kuşaktan kuşağa 54 yıl Nevzat UÇAK

HABER: YENER EKİNCİ
Türkiye’de ki sigortalılık oranına baktığımızda, ne yazık ki birçok ülkenin çok gerisinde olduğumuzu görüyoruz. Gereken bilincin oluşmasının yolu, sigorta ihtiyacını vatandaşlarımıza hissettirmekten geçiyor. Gelişmiş ülkelerde sigorta bir ihtiyaç olarak görüldüğünden talep edilen bir olgu. Fakat ülkemizde henüz satılmaya pazarlanmaya çalışılan bir ürün. Bu nedenle sektörün işini iyi yapan tecrübeli acentelere ihtiyacı var. Adana sınırları içerisinde ‘tecrübe’ denilince aklımıza gelen il acente Teymen Sigorta oluyor. Abidinpaşa’da, 2010 yılında aramızdan ayrılan Lami Teymen tarafından mütevazı bir işyeri olarak kurulan Teymen Sigorta, bugün onlarca kişinin çalıştığı, güvenilir ve ciddi bir şirket olarak büyümeye devam ediyor. Faaliyetlerin başında yer alan Haldun Teymen, yakın bir gelecekte işleri, oğlu Lami Teymen’e bırakmaya hazırlanıyor. Genç ve girişimci bir ruha sahip olan Lami Teymen’in ise dedesinin babasına devrettiği bayrağı aldığında, daha yukarılara taşıyabilecek bir donanıma sahip. Onun elde edeceği başarıların, sigortacılığın gelişimine de katkı sağlayacağı aşikar. Teymen Sigortayı ziyaretimizde, Haldun Teymen ile sektörle alakalı keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Teymen Sigorta hakkında kısa bir tanıtıcı bilgi verebilir misiniz?
Teymen Sigorta, merhum babam Lami Teymen tarafından, 22 Ağustos 1964 tarihinde, Adana'nın ve Aksigorta'nın ilk sigorta acentesi olarak Abidinpaşa’da kuruldu. İlerleyen yıllarda Allianz Sigorta, Gulf Sigorta, Mapfre Sigorta, Liberty Sigorta, Generali Sigorta, Ergo Sigorta, Halk Sigorta acenteliklerini alarak hizmet ağını genişletmiştir. Geçen sürede, Türkiye'nin en saygın ve büyük acenteleri arasında ki yerimizi almayı başardık. Araç Sigortaları (Trafik, Kasko), İşyeri Sigortaları, Konut Sigortaları, Sağlık Sigortaları, Seyahat Sigortaları, Sorumluluk Sigortaları (İşveren Sorumluluk, Hekim Sorumluluk, Mühendislik Sigortaları, Mesleki Sorumluluk, Üçüncü şahıs Sorumluluk, Taşıyıcı Sorumluluk vs.), Tarım Sigortaları, Nakliyat (Emtea) Sigortaları ve Bireysel Emeklilik başta olmak üzere bütün branşlarda hizmet vermekteyiz.  Misyonumuz, bilgiye dayalı sigortacılık yaparak, müşterilerine doğru poliçe seçiminde ve hasar sürecinde yardımcı olmaktır.
Kuruluşundan bu yana şirkette siz de var mısınız?
Üniversite eğitimimi tamamlayıp askerlik görevimi ifa ettikten sonra, 1983 yılında ikinci kuşak olarak şirketin başına geçtim. 2007 yılında, dedesiyle aynı adı taşıyan oğlum Lami de bize dahil oldu. Yakın gelecekte bütün işleri kendisine devretmeyi düşünüyorum.
Uzun yıllardan beri sektörde yer alan biri olarak, sigorta ve sigortacılığın önemi hakkında neler söylemek istersiniz?
Dünya tarihi boyunca sigorta çeşitli formlarda hep var olmuştur. İnsan hayatı devam ettikçe tüm varlıkları tehdit eden riskler de var olacaktır. Bütün bu riskleri tek başına yüklenmek mümkün değildir. Bu riskler var oldukça da bir yandan riskleri ortadan kaldırmak için fiziki tedbirler alınacak, tamamen ortadan kaldırılamayan riskler için de daima, sigorta gibi finansal çözümler mevcut olacaktır. Sigortacılık sektörü burada devreye girerek, karşılaşılabilecek risklere karşı bir teminat fonu oluşturuyor. Girişimcinin, iş insanının ve vatandaşın üzerindeki riskleri paylaşan bir ortak haline geliyor. Yani sigortacılık sektörü kara değil, riske ortak oluyor. Ekonominin gelişmesine ve büyümesine paralel olarak sigortacılık sektörü de büyümektedir. Sigortacılık sektörü gelişmediği takdirde müteşebbisler daha az risk almak durumunda kalacak, daha az ticari faaliyette bulunacak, neticede ekonomi yavaşlayacaktır. Ekonomiyi büyütmenin ve ticareti artırmanın yolu güçlü bir sigorta sistemine sahip olmaktır. Türkiye’de sigortacılık hizmetinin kalitesi günden güne yükselirken; insanların da sigortaya olan ilgisi de yavaş yavaş artıyor. İnsan hayatı için bu derecede önemli olan sigortanın sunumunda da hem devlet hem de özel sektör rol almaya devam edecektir. Sigortacılık sektörü, insanların ve işletmelerin risklerini üstlenmesi gibi temel işlevlerinin yanında toplanan primlerin ekonomiye büyük ölçüde kaynak yaratması, sektörün önemini artırarak gelişmesini olumlu etkilemiştir. Sigortacılık sektörü, sosyoekonomik kayıpların önlenmesi, sermaye birikimi ve kredi olanağı sağlaması, refahı ve vergi gelirlerinin artırması, istihdama katkısı ve uluslararası ekonomik ilişkileri geliştirmesi gibi fonksiyonlarından dolayı da önemini artırmıştır.
Adana’da şu an kayıtlı 437 sigorta acentesi var. Sizce hepsi aynı kalitede hizmet verebiliyor mu ve Adana için bu sayı biraz fazla değil mi?
Öncelikle, yıllara göre sayının değişkenlik gösterdiğini atlamamız gerekiyor. Büyük umutlarla acente işletmesi açanlar, umduklarını bulamayınca bir süre sonra kapatabiliyorlar. Yani bir yandan sektöre girenler oldu kadar, diğer yandan çıkanlar oluyor. Acente işletmeciliği, tecrübe, bilgi, birikim ve emek ister. Sadece para kazanmak amacıyla hareket edilirse, elbette sonu hüsran olacaktır. Bizim gibi geçmişi olan acenteler bu işin cefasını taşımaktadır ve taşıyacak güçtedir. Doğal olarak, hizmet kalitesinden ödün vermeyen acentelerin çok fazla olduğunu söyleyemeyiz.
Poliçe kesmek de bir uzmanlık işi. Yanlış veya uygunsuz kesilen poliçeler mağduriyete yol açabiliyor. Bu nedenle düşük poliçe bedeli vaad edenlere kanmamak gerektiğini düşünüyorum. Bunun hakkına neler söylemek istersiniz?
Vatandaşları, lisanslı ve yetkili acenteler dışında sigorta ürünlerini almamaları konusunda uyarmakta fayda görüyorum. Bir takım simsarlar, özellikle gerçek ve mevzuat dışı düşük fiyatlar vererek vatandaşları dolandırıyorlar. Sigorta aldığınız yerin yetkili bir acente ve sigorta aracısı olduğundan emin olmanız gerekiyor. Düşük fiyatlarla sizi aldatmalarına izin vermeyin. Başka tür araç ve plaka bilgileri üzerinden sigorta satan bu kişiler sizleri büyük bir riske atıyor. 2. el yeni araç satın alan kişileri bu tuzağa düşürüyorlar. Sigortayı yapan dolandırıcılar araç kullanım şekli olarak daha ucuz olan traktör ya da motosiklet seçimini yapıyor. Bu durumda otomobile kıyasla oldukça düşük bir rakam çıkıyor. Örneğin otomobil için 1000 lira olan bir poliçe traktör için 300 lira. Vatandaştan 900 lira isteyip, piyasadan daha ucuz verdiğini söyleyip aslında geçersiz olan bir poliçe satıyorlar. Bununla da yetinmiyorlar. Bazıları sigorta poliçesi üzerinde dahi tahrifat yaparak sözde poliçe satıyor.
Size göre Türk toplumunda sigorta bilinci neden oluşmuyor?
Bilincin yaygınlaşması için kişinin refah düzeyinin yüksek olması gerekiyor. Eğitimin de büyük bir önemi var. Okumamış kişi, önemini kavrayamadığından olsa gerek, kolay kolay sigorta yaptırmıyor. Türkiye’de para zor kazanılıyor. Oysa, zor kazanılanı kaybetmek çok daha kolay. Buna karşın, bin bir güçlükle sahip olduklarımızı garantiye almıyoruz. Sigortaya ödemediğimiz parayı kar sayıyoruz.
Sigorta poliçeleri, vatandaşın yaptırmamakla kar sayacağı kadar pahalı mı?
Elbette değil. Her bütçeye uygun seçenekler mevcut. Şu ortamda, Avrupa ülkelerinden bile daha ucuz. Mesela, Adana’dan İstanbul’a taşındığınızı ve nakliyat sigortası yaptırdığınızı düşünelim. Ödeyeceğiniz rakam 70 liradır. Yolda kamyon kaza yapar da devrilirse, uçuruma yuvarlanırsa veya farklı şeyler başına gelirse, sigorta şirketinin ödeyeceği para 70 bin liradır. 70 bin liraya evinizi yeniden kurarsınız. Bir ülkede sigortalı sayısı ne kadar artarsa, ülkenin refah seviyesi de o kadar artar.
Devlet teşvikleri yeterli gelmiyor mu sizce?
Devlet bu konuda üzerine düşeni yapıyor fakat kontrolü eksik bırakıyor. Trafik sigortası olmayan aracın trafiğe çıkmasını yasaklıyor. Çünkü trafik poliçesinin yüzde 22’sini devletin kendisi alıyor. Buna karşılık, vatandaş kaza yaparsa cebinden para çıkmasın, sigorta şirketi ödesin istiyor. Genel kontrollerde aracın trafik sigortası yok ise, memur arkadaşlar sürücüye, ‘Yarım saat daha buradayız. Sigortanı yaptır, gel’ diyor. Böyle yapılırsa bu iş çözülmez. Kanun diyor ki; ‘Trafik poliçesi yok ise cezayı keser, aracı bağlarsınız. Çekici aracı çeker, vatandaş bir gün sonra poliçeyi yaptırıp getirir ve masrafları ödedikten sonra aracını alır.’ Bir ay bu uygulansa, kimse trafik sigortası olmadan araç kullanmaya cesaret edemez. Vatandaş şu an rahat. ‘Nasıl olsa yakalanırsak yarım saat süre veriyorlar’ diye düşünüyor. Bununla birlikte, deprem sigortası olan DASK’ı yaptırmak da zorunlu. Örnek vermek için söylüyorum. Bir şehirde deprem olduğunu varsayalım. Doğal afet olduğundan devlet yardımda bulunuyor. Bu defa deprem sigortası yaptıranlar, sigorta yaptırmanın bir gereği olmadığını düşünüyorlar. Şehirde hasar büyük olunca, devlet bu defa dönüyor, fazla evi olandan ek vergi topluyor. Halbuki bütün herkesi DASK yaptırmaya teşvik etse daha iyi olacak.   
Kısa bir süre önce Sigorta Acenteleri İcra Komitesi’ne (SAİK) yeni Başkan seçildi. Yeni dönemde SAİK’ten neler bekliyorsunuz?
Sonuçların hayırlı olmasını diliyorum. Başkan Levent Korkut ve ekibinin güzel şeyler yapacağına inanıyorum. Kendilerine güvenim var ve başarılı olmalarını ümit ediyorum. Sigortacılık ne kadar gelişirse, ülkemiz de o kadar gelişecektir.
Zaman ayırıp verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederim
Ben teşekkür eder, yayın hayatınızda başarılar dilerim

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 ASKİ’den bir ilk daha
ASKİ’den bir ilk daha
Yılmaz Vural yeniden Şimşek’te
Yılmaz Vural yeniden Şimşek’te