Advert

Kebo çocuklarla büyüyor

Kebo Restoranları Yönetim Kurulu Başkanı Akın Kıral, kasa önlerinde yaşanan izdihamda ünlü bir sanatçı da olsa veya bir ilin valisi de olsa bekleme zorunluluğu olduğunu belirterek, ‘’Bunun tek istisnası var. O da, ilköğretim okulu düzeyinde ki çocuklarımızdır’’ dedi. Çocuklara her zaman ayrıcalık gösterdiklerini belirten Kıral, ‘’Çocuklar geldiği zaman kesinlikle beklemez, en öne alınırlar. Bu değişmez bir kuraldır. Onların taleplerini ve beklentilerini en ciddi şekilde değerlendirmek için 15 yaşında kadrolu danışmanlar çalıştırıyoruz’’ diye konuştu.

Kebo çocuklarla büyüyor
Kebo çocuklarla büyüyor Nevzat UÇAK

RÖPORTAJ: YENER EKİNCİ

Bugün, Türkiye genelinde 15 mağazasıyla hizmet veren Kebo Restoranları’na hangi çocuk gidecek olsa, kasa önlerinde yaşanan izdihamda en ön sıraya alınması zorunlu bir kural. Dünkü röportajımızda yatırımcı olmak isteyen gençlere tecrübelerine dayanarak tüyolar veren Kebo Yönetim Kurulu Başkanı Akın Kıral, bugün de çocuklara karşı gösterdikleri hassasiyetin gerekçelerini açıkladı.  Çocukların Akın amcası olarak tanınan başarılı işadamı, ‘Mağazamız çocuklarındır’ diyerek geleceğimizin teminatları olan bireylere karşı gösterdiği özeni bir kez daha vurguladı. Kıral, ayrıca merak ettiğimiz birçok soruya da samimi cevaplar verdi.

Çalışanlarınız arasında 15-16 yaşında gençler olduğunu biliyoruz. Onları hangi alanlarda değerlendiriyorsunuz? 

Dünkü röportajımızda bahsettiğim üzere, Kebo mağazaları şu an ikinci nesil müşterilerini misafir ediyor. 3’ncü nesli anlayabilmek, onların beklentilerini en doğru şekilde karşılayabilmek için merkezimizde 15 yaşında danışmanlar çalışıyor. ‘Z Kuşağı’ olarak tabir ettiğimiz 14-17 yaş arasında ki gençleri daha iyi anlayabilmeyi amaçlıyoruz. Bu nedenle işe aldığımız 15 yaşında ki genç danışmanlarımız, maaş+sigorta imkanlarıyla çalışıyor ve hizmet standartlarını belirliyorlar. Yetişkinler olarak gençler için yeni bir şeyler denesek, sonucu hata olarak karşımıza çıkıyor. Geçmişte bunun tecrübesini de yaşadık. Mesela, patates kızartmasını daha hijyenik olması açısından özel bardakla servis etmiştik. Z kuşağı buna itiraz etti ancak biz onları dinlemedik. Bizim için bardak daha konforluydu. Fakat çocukların algıları ve kullanım şekilleri çok farklı. Onlar patatesleri tepsiye dökerek yemeyi seviyor. Danışmanlarımızın çalışmaları doğrultusunda bardaktan vazgeçip, karton kaplar kullanmaya başladık. Bu da tam Z kuşağının istediği gibi oldu. Çocukların taleplerini son derece ciddiye alıyoruz. Çünkü bizim müşteri kesimimizin yüzde 50’si, 13-25 yaş arasından oluşuyor. Biz zaten 25 yaş üstünün isteklerini anlayabiliyoruz. Fakat 25 yaş altında kopukluklar yaşıyoruz. Genç danışmanlarımız bu eksikliğimizi gidermek amacıyla görev yapıyorlar.

Yönetim Kurulu Başkanı olarak müşterilerle temasınız oluyor mu?

Sosyal medya hesaplarımızı veya telefondan müşteri hatlarımızı kullanarak her misafirimiz yönetime kolaylıkla ulaşabilirler. İsteklerini, şikayetlerini, beklentilerini bizimle rahatlıkla paylaşabilirler. Her yapılan yorum rapor olarak bana mutlaka geliyor. Bundan emin olabilirsiniz. Her sabah, hepsi tek tek masama geliyor ve ben onları ciddi bir şekilde inceliyorum. Haftalık toplantılarımızda bunları birinci gündem maddesi olarak değerlendiriyoruz.

En çok hangi hususlarda şikayet ve övgüler alıyorsunuz?

Ürünlerimizin her damak zevkine göre özel hazırlandığını aslında tam olarak anlatamıyoruz. Ne yazık ki iş yoğunluğundan ötürü meydana gelen bir eksikliğimiz bu bizim. Ürünlerimiz doğal olduğundan koruyucu olarak sadece tuz kullanıyoruz. Bu arada her tuzu da kullanmıyoruz. Kristal kaya tuzu veya kristal deniz tuzu olmak zorunda. Gıda ve sofra tuzu kesinlikle tercih etmiyoruz. Diğer firmalar geler-geçer ürünler kullandıkları için, onların ürünleri tuzsuz ve baharatsızdır. Oysa iyi bir yemeğe sonradan tuz ve baharat eklenmez. Bizim koruyucumuz tuz olduğundan dolayı, tuzluluk oranı bazen biraz fazla olabiliyor. Bu yönde bazı şikayetler alabiliyoruz. Kasa da verilen siparişe uygun olarak tuzluluk oranını düşürmek elimizde. Ancak müşterilerimiz az tuzlu gibi belirtici ifade kullanmadıkları için verilen yemekler bazen kendi standartlarının üzerinde olabiliyor. Şu an en büyük sıkıntımız bu. Bunu çözmeye çalışıyoruz. Adanalı, Diyarbakırlı ve Urfalı müşterilerimizle de acı problemi yaşıyoruz. Biz, özel ektiğimiz biberleri kullanıyoruz. 5 türlü acımız var. Çok acı isteyenler yemeği tattıkları zaman, ‘Bu kadar acı mı olur?’ diye şikayet ediyorlar. Dışarıda acılı yiyen biz de az acılı yiyor. En çok övgü aldığımız konuya gelirsek de insanlar burada mutlu olduklarını ifade ediyorlar. Güler yüzlü hizmetten, ilgiden ve alakadan gayet memnun olduklarını söylüyorlar. Bu lezzeti veren firmanın da yerli sermaye oluşundan duydukları memnuniyeti dile getiriyorlar.  

Kebo ustaları nasıl yetişiyor?

Bir sistem mutfağımız var. Buna Kebo mutfağı diyoruz. İşe aldığımız insanlarda öncelikle doğruluk, dürüstlük ve temizlik gibi özellikler arıyoruz. El ve göz ölçüsü var mı  ve ne kadar pratik, bunlara dikkat ediyoruz. Bu işle ilgili hiç tecrübesi olmayan biri bile, iki haftalık temel ve iki haftalık hızlanma eğitimi sonrasında, vasat düzeyde uygulayıcı Kebo ustası olabiliyor. 3 ay içerisinde de, tam manasıyla usta haline geliyorlar. Başarılı ve özverili olmaları, daha kısa sürede yükselip daha çok para kazanmalarını sağlıyor. Bu her çalışanımız için geçerli.

Yani, komi veya garson olarak işe başlayanların da kariyer yapma imkanları var mı?

Komi olarak bizde işe başlayıp mağaza yöneticiliğine kadar yükselen çalışanlarımız var. Gençlerimizin önünü kesinliikle tıkamıyoruz. Bizimle beraber onların da kariyerleri büyüyor. Şu an komi olarak işe başlayan biri, kendi çabalarıyla, başarısıyla yönetici olabilir. Gençlerimizin önünü açmaya özen gösteriyoruz. Kimsenin önünü tıkamıyoruz. Saha operasyon müdürlerimiz yie mağaza çalışanlarımızdan çıkma. Bir örnek daha verecek olursak, her kasiyer bizde yönetici adayıdır. Çünkü müşteriyi ve mutfağı en fazla onlar görüyor. 5 sene içerisinde bölge müdürü olabilme imkanına sahipler.

Kebo ismi dilimizden düşmüyor ama anlamını bilmiyoruz. Kebo’nun açılımı nedir?

Kebo, kebap anlamına geliyor. Türkiye’de Abdullah’a ‘Apo’ diyorlar, İsmail’e ‘İso’ diyorlar, İbrahim’e ‘İbo’ diyorlar. Biz de kebaba Kebo dedik. 1996 yılında ilk açıldığımızda, 36 çeşit kebapla işe başladık. Şu an ise yalnızca tavuk yapıyoruz.

Yatırım yapmak isteyenlere kapınız açık mı ve beklentileri karşılanabilir mi?

Elbette herkese açık. Frençayzing imkanı sunuyoruz. Geniş müşteri kitlemiz ile ürünümüzün sonuna kadar arkasındayız. Buna rağmen şöyle bir durum da söz konusu; Malınız altın olabilir fakat doğru şekilde hizmet veremiyorsanız batarsınız. Bu nedenle gizli müşteri uygulamasına önem veriyoruz. Ayrıca, Türkiye’nin en büyük firmasından gizli denetim hizmeti alıyoruz. Yani iki çeşit gizli denetimimiz var. Bunun yanı sıra, ayda iki defa da açık denetimlerimiz oluyor. Frençayzing yönteminde, bir başkasının tecrübesiyle hareket etmiyoruz. Müşteri memnuniyeti bizim için çok mühimdir.

Hatay’da 45 metrekarelik bir dükkanda işe başladığınızda bu kadar büyüyeceğinizi tahmin ediyor muydunuz ve sizi bu seviyeye taşıyan unsurlar ne oldu?

En önemlisi işini severek yapmaktır. Tabi ki bu tek başına yeterli gelmeyebilir. İnsan sevgisi de çok önemli. İnsanları sevdiğiniz zaman onlara kötü bir şey sunmazsınız. İnsan sevginiz varsa, zaten onlara kalitesiz hizmet vermeye içiniz izin göstermez. Biz buralara çalarak değil vererek geldik. İkinci bir prensibimiz ise kim gelirse gelsin kasa önlerinde ki sırayı kesinlikle bozmayız. Sanatçı da olsa, vali de olsa önünde ki müşterileri beklemek zorundadır. Bunun tek istisnası var. O da, ilköğretim okulu düzeyinde çocuklarımız geldiği zaman kesinlikle beklemez, en öne alınırlar. Çocuklarımız her zaman ayrıcalıklıdır. Vali bey bugün bizde, yarın başka bir mekanda yemek yer. Ama çocuklarımız her zaman biz de yerler. Mağazalarımız çocuklarındır. 

Avrupa’da şubeler açmaya hazırlanıyorsunuz. Avrupa insanının damak zevkini tespit edebildiniz mi?

Bunun üzerinde 2 yıl süren araştırmalar gerçekleştirdik. Birebir görüşmeler de yaptık, daha önce yurtdışına açılan firmaların tecrübelerinden de faydalandık. Avrupa’da doğu mutfağı çok revaçta. Baharatlı mutfaklara yönelmiş durumdalar. Türkiye’de ise tam tersi bir gidişat var. Steak tarzı bol soslu ürünler tercih ediliyor. Yani biz batıya, batı bize lezzet göçü veriyor.

Sosyal sorumluluk projelerinde de yer alıyor musunuz?

Kebo olarak, 200 özel çocuğun spor yaptığı iki spor kulübüne sponsoruz. Yüzme, atletizm, basketbol ve futbol branşlarında şampiyonluklar kazandılar. Onlarla gurur duyuyoruz. Sosyal sorumluluk projesi kapsamında yaptıklarımız bunlarla da sınırlı değil. Özel çocuklarımıza iş sahası da açıyoruz. Şu an mağazalarımızda çalışan onlarca özel çocuğumuz var. Bunlar özel çocuk oldukları için müşterilerimizden biraz daha hassas ve anlayışlı davranmalarını bekliyoruz.

Bu keyifli röportaj için teşekkür ederim

Ben teşekkür eder, yayın hayatınızda başarılar dilerim.

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 “Meclis üyeleri ön seçimle belirlensin”
“Meclis üyeleri ön seçimle belirlensin”
 Meslek aşkı beni ayakta tutuyor
Meslek aşkı beni ayakta tutuyor