Advert

İşsiz kalan 2 bin lira maaş alabilir

Ekonomik kriz işverenin belini büküyor. Masraftan kısma yoluna gidenler, çalışan sayısından tasarruf etmeyi rahat bir nefes almak olarak görüyor. Böyle bir ortamda, yarın kimsenin işsiz kalmayacağının garantisi yok. Peki çalışanların ne yapması gerekiyor? Özel sigorta marifetiyle, işsizlik durumunda 6 ay boyunca ortalama 2 bin lira maaş almak mümkün. Modüler Sigorta ortaklarından Gökhan Sözen, cüzi ödemeleri bulunan ‘İşsizlik Sigortası’nın detayları hakkında gazetemize tamamlayıcı bilgiler verdi.

İşsiz kalan 2 bin lira maaş alabilir
İşsiz kalan 2 bin lira maaş alabilir Nevzat UÇAK

YENER EKİNCİ

BÖLGE – İçinde bulunduğumuz ekonomik krizin her geçen gün ağırlaşan şartları, işvereni zorunlu olarak tasarrufa yönlendiriyor. Bu durum, işsizlik şampiyonu Adana’ya ve çevresinde ki bölgelerde  yeni rekorlar kırdıracağa benziyor. Sonunda ‘ah, vah’ dememenin yolu, şimdiden bireysel tedbirler almaktan geçiyor. Peki ne yapabiliriz? Bu konuda ki araştırmalarımız, bilgiyi kaynağından almak üzere bizi Modüler Sigorta’ya götürdü. Halim Kandemir ve Gökhan Sözen ortaklığında sigortacılık faaliyetleri yürüten Modüler Sigorta’dan, ‘İşsizlik riskine karşı neler yapılabilir?’ sorusuna cevap aldık. Yılda sadece 400 lira ödeyerek, işsiz kalmanız durumunda 2 bin lira maaş alabilmenin nasıl mümkün olacağını merak ediyorsanız, röportajı sonuna kadar okumanızı tavsiye ederiz. Röportajda ayrıca sigortacılık sektörüyle ilgili bilinçlendirici bilgilere sahip olabileceğiniz açıklamalar da yer alıyor.

Sohbetimize şahsınızı ve Modüler Sigorta’yı tanımakla başlayabilir miyiz?

Mesleğim, büyük bir sigorta şirketinin Bölge Müdürlüğü bünyesinde, 2000 yılında stajyer olarak başladı. Daha sonra ki yıllarda, sırayla satış temsilciliği, acente temsilciliği ve satış yöneticiliği görevlerinde bulundum. 2015 yılında ise aynı şirkette beraber çalıştığım Halim Kandemir ile ortak olup Modüler Sigorta Acenteliği’ni kurduk. 5 sigorta şirketiyle çalışıyoruz ve yıllık 5 milyon liranın üzerinde bir prim hacmine sahibiz. Sürdürülebilir büyümeye önem veriyoruz. Bu anlamda da, her yıl bir önce ki yıla göre büyüme gerçekleştiriyoruz.

Günümüzde yeni açılan sigorta acentelerinin ömürleri pek uzun olmuyor. Siz de yeni sayılabilecek bir acentesiniz. Hedeflerinize ve beklentilerinize ulaşabiliyor musunuz?

Bizim adımıza her şey beklediğimizden bir tık öte gelişti. Bu biraz da, geçmişten gelen tecrübemizden kaynaklandı diyebilirim. Tabi Halim bey ile benim de genç oluşumuzun da avantajları oldu. Saha da daha aktif ve enerjik çalışmalar sağladık. Sigorta şirketleri, sıfırdan kurulan yeni acentelere ciddi anlamda soğuk bakıyorlar. Trafik poliçelerinde ki kazancın yüzde 10’a düşürülmesi de, sektöre son derece olumsuz yansıdı. Acentelerin ayakta kalması için trafik dışı branşlarda karlılığı yüksek olan poliçeler satmaları gerekiyor. Ne yazı ki bölgemiz de artık eskisi gibi bir saniye bölgesi değil. Üretimden ziyade tüketime yönelik bir topluma sahibiz. Bu nedenle farklı poliçeler satabilmek çok güç. Ofis kirası ve çalışan maliyeti de yüksek olunca, haliyle yeni açılan acenteler ayakta kalamıyorlar.

Farklı brançlarda ki poliçelerden bahsettiniz. Yelpazede hayatımızı kolaylaştıracak ve her türlü riske karşı tedbirler alabileceğimiz düşük ödemeli seçenekler var. Bunlardan bahsedebilir miyiz? Ve size göre toplumda sigorta bilinci neden trafik poliçeleriyle sınırlı kalıyor?

Geçmişte sigorta acenteleri, sadece zorunlu poliçeleri satmak, zaman zaman da insanların ihtiyaçları doğrultusunda kasko poliçeleri hakkında teklif verme yoluna gitmişler. Avrupa’da kişi başına düşen poliçelere baktığınız zaman 5-6 bandındayken, Türkiye’de 1 bile değil. Hatta zorunlu poliçeleri çıkaracak olursak, çok daha vahim bir tabloyla karşılaşabiliriz. Bu, zamanla oluşacak kültürle alakalı bir durum. ‘Evime bir şey olmaz’, ‘Bana bir şey olmaz’ mantığıyla hareket ediyorlar. Oysa çok uygun prim ödemeleriyle, dolu dolu teminatlı poliçeler satın alabilirler. Bundan bilgileri yok. 

Avantajlı bir poliçeye örnek verebilir misiniz?

Ekonomik anlamda zor bir süreçten geçiyoruz ve şu an kimsenin işini kaybetmeyeceğine dair bir garanti bulunmuyor. Bunun için düşünülmüş bir ‘İşsizlik Sigortası’ var. Diyelim ki, kendi tasarrufunuz dışında işinize son verildi. Bir şekilde hayatınızı idame etmek zorundasınız. Devletin verdiği 800 ile 1000 TL arasında bir işsizlik maaşınız olacak belki ama bu para ne kadar yeterli gelecek? ‘İşsizlik Sigortası’ tam da bu riske göre düşünülmüş. 40 yaşında ki bir çalışan, bir yıl için 400 TL prim ödeyip, o yıl içinde işten çıkarılırsa, 6 ay boyunca sigortadan aylık 2.000 TL maaş alacak. Allah korusun o yıl içinde vefat ederse, yasal vasilerine 150 bin lira ödeme yapılacak. Üstelik yıllık 400 lira olan prim bedelini, 9 taksitte ödeme imkanı da var.

İşsizlik sigortasından her yaş grubu faydalanabilir mi?

18-55 yaş arasında olan herkes faydalanabilir. Yaş grubuna göre prim ödemesi ve bağlanacak maaş değişkenlik gösterebiliyor. Onu da şu şekilde bir tabloyla daha detaylı anlatabiliriz sanırım.

Sizce toplumda sigorta bilincinin gelişmesi için neler yapılmalı?

 Sigortacılık sektörünün ekonomi içinde önemli bir yeri olması nedeniyle, sigortacılık alanında uzmanlaşmış insanlara da ihtiyaç vardır. Finansal piyasalar içinde özellikle ülkemizdeki refah seviyesinin artışına bağlı olarak sigorta bilinci yükselmek zorundadır. Küreselleşme, finansal araçlardaki çeşitlilik ve finansal piyasaların birbirleri ile entegrasyonu, sigortacılık alanında eğitim almış, yetişmiş eleman ihtiyacını artırmaktadır. Sigortacılık, ülke ekonomisinin gelişimini gösteren önemli bir göstergedir. Bu nedenledir ki Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) gibi dallarda ciddi çalışmalar gerçekleştirildi. Bunun yanı sıra, sigortanın önemi televizyon ve radyolarda yayımlanacak kamu spotlarıyla desteklenirse daha faydalı olacaktır. Ayrıca, Avrupa’da olduğu gibi haftanın belirli saatlerinde okullarda öğrencilere sigorta dersi verilmeli. Bildiğiniz gibi her şey eğitimden geçiyor.

Sigorta şirketleri digitalleşmeye doğru ilerliyor. Yakın gelecekte poliçeler bilgisayar ve telefondan satın alınabilecek. Sizce acentelerin varlığının tehlikeye düşecek mi?

Buna katılmıyorum. Her ne gelişme yaşanırsa yaşansın acentenin pazarda ki yeri her zaman var olacaktır. Türkiye’de 11 bini aktif olmak üzere 18 bin acente bulunuyor. Digitalleşme sürecinde bazı acenteler hayatlarına devam edemeyebilir fakat Türkiye’de çok büyük bir pazar var. Bilhassa yangın, sağlık, ferdi kaza gibi branşlarda acentenin bilgisine ve donanımına ihtiyaç duyacak müşteriler olacaktır.

‘SAİK’İN YENİ BAŞKANI LEVENT KORKUT, ÖZLEDİĞİMİZ BİR DİL KULLANIYOR. KENDİSİNİN BAŞARILI OLACAĞINA İNANIYORUM’

Sigorta Acenteleri İcra Komitesi’nde bir değişim yaşandı. Yeni Başkan Levent Korkut’u nasıl değerlendiriyor ve kendisinden neler bekliyorsunuz?

Sayın Levent Korkut, sektörümüzün tecrübeli bir ismi olmakla beraber, uzun yıllardan beri tanıdığımız ve sevdiğimiz bir ağabeyimizdir.  Evvelinde karşılaştığımız bazı toplantılarda uzun uzun sohbet etme imkanlarımız oldu. Özü-sözü bir ve dobra bir insandır. Kendisinin SAİK Başkanı seçilmesinden mutluluk duyuyorum. Çok başarılı işler yapacağına inanıyorum. Acentelerin şu an yaşadığı ciddi sıkıntılara çözümler getirecektir. Geçmiş yönetimde yaşanan bazı ihtilaflar, SAİK’in gerçek anlamda acentelerin sorunlarıyla ilgilenmesine engel oldu. Özellikle TÜSAF ile yaşanan çatışmalar bizi geriye götürdü. Levent bey, zaman kaybetmemek için çok daha hızlı ve seri hareket edecektir. Bence, bizim hızlı bir şekilde odalaşmamız gerekiyor. TOBB bünyesi içerisinde oda olursak, taleplerimizi yukarılara daha net bir şekilde anlatabiliriz diye düşünüyorum. Zira, Ticaret Odaları’nda yeterince temsil edilemiyoruz. Bunların yanı sıra, her önüne gelenin acentelik yapmasına izin verilememeli ve insanlara daha iyi hizmet sunabilmek için eğitim şartları biraz katılaştırılmalıdır. Bu işi layıkıyla yapacak yeni genç nesillerin arkadan gelmesini istiyorum. Levent Korkut’un seçimlerden sonra gazetenize verdiği röportajda ki açıklamalarını, son derece kucaklayıcı,samimi, toparlayıcı ve olumlu bulduğumu da söylemek istiyorum. Bizim aradığımız, özlediğimiz dil de budur. Öncelik vereceği sorunları tespit etmiş ve bu doğrultuda kendisiyle hemfikiriz. Söylediği gibi, kendisine oy verenin de vermeyenin de başkanıdır. Bence TÜSAF ile ortak projeler hazırlayıp hayata geçirirse, sektörümüze daha faydalı olacaktır. Ben bir TÜSAF üyesi değilim. Ama sektörde birlikteliğin, ayrışmaya göre daha çok katkılar sağlayacağına inanıyorum.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 “Meclis üyeleri ön seçimle belirlensin”
“Meclis üyeleri ön seçimle belirlensin”
 Meslek aşkı beni ayakta tutuyor
Meslek aşkı beni ayakta tutuyor