Advert

Ayhan Barut, tarımdaki acı tabloya ışık tuttu

CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye tarımın sorunlarını anlatıp üretim maliyetlerinin düşürülmesini, üreticilerin desteklenmesini, ziraat ve gıda mühendislerinin atanmasını istedi

 Ayhan Barut, tarımdaki acı tabloya ışık tuttu
 Ayhan Barut, tarımdaki acı tabloya ışık tuttu Nevzat UÇAK

 

 

 

ADANA (BÖLGE) - Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye tarımın sorunlarını anlattı. Bakandan tarımsal üretim maliyetlerinin düşürülmesini ve çiftçilerin yeteri kadar desteklenmesini isteyen Ayhan Barut, söz verilmesine karşın bir türlü kamuya atanmayan ziraat, gıda, su ürünleri, veteriner hekimler, tekniker ve teknisyenlerin acilen istihdam edilmesini talep etti. 

BAKANA ATAMALARI HATIRLATTI

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesi görüşmelerine katılan CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, Bakan Bekir Pakdemirli'ye seslendi. Komisyondaki bütçe görüşmelerinde ülke tarımının içinde bulunduğu durumu, yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini anlatan Ayhan Barut, ekonomik kriz, yüksek üretim maliyetleri ve ürünlerin para etmemesine dikkat çekerek, "Çiftçiler desteklenmeli, üretenler kazanmalıdır. Tarımsal üretimin ve gıdanın en önemli unsurlarından olan ancak söz verilmesine karşın atanamayan ziraat, gıda ve su ürünleriyle ilgili meslek gruplarının derhal kamuya atanması gerekir" dedi. 

LOGOYU SORDU, ATATÜRK'Ü ÖRNEK GÖSTERDİ

Bütçe görüşmelerinde tarımın sorunları ve çözüm önerilerini paylaşırken ziraat, gıda, su ürünleri mühendisleri, veteriner, tekniker ve teknisyenlerin kamuya atanması için çağrı da yapan Barut, şöyle devam etti:

"Sayın Bakan, yıllardır kullandığımız başak figürlü bakanlık logosonu neden değiştirdiniz? Bu konuda bir açıklama bekliyoruz. Ülkemizin kurucusu ve kurtarıcısı Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, tarıma verdiği önemi hem söylemleriyle hem de eylemleriyle net olarak ortaya koydu. Mesela 16 Mart 1923 tarihinde Adana'da çiftçilerimiz ile buluşmasında, 'Milli ekonominin temeli ziraattir. Milletin efendisi çiftçidir, köylüdür' demiştir. Ayrıca sabanla elde edilen zaferlerin kılıçla elde edilen zaferlerden daha önemli olduğunu belirterek, 'Dünyada fetihlerin iki aracı vardır, biri kılıç, biri sabandır. Zaferinin aracı yalnız kılıçtan ibaret kalan bir millet, bir gün girdiği yerden kovulur, küçük düşürülür, sefil ve perişan olur. Onun için gerçek zaferler yalnız kılıçla değil, sabanla yapılandır' diyerek tarıma bakışını ve verdiği önemi ortaya koymuştur."

"ÇİFTÇİNİN FERYADINI DUYMAZDAN GELEMEYİZ"

İktidar tarafından kabul edilmese de Türkiye'nin derin bir ekonomik ve siyasi kriz yaşadığını aktaran CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, şunları kaydetti:

"Kriz yok deniyor ama işçisinden esnafına, sanayicisinden çiftçisine, emeklisinden kamu çalışanına dek toplumun her kesimi bu yangını derinden hissediyor. Birilerinin tuzu kuru olabilir, bu kriz gerçekten onları etkilememiş olabilir, hatta onların milyonlarca veya milyarlarca dolarları olabilir. Ama gariban yurttaşlarımız, üretmeye çalışan çiftçilerimiz, kıt kanaat geçinmeye çalışan milyonlarca insanımız ne yapacak. Markette yarım litrelik suyun fiyatı bile 1.5 liraya yükselmişken, ateş pahasına dönen etin yanına yurttaşlarımız yaklaşamazken bizler sessiz kalamayız. Mazot, gübre, zirai ilaç fiyatları almış başını gitmişken, ürünü para etmeyen çiftçinin feryadını duymazdan gelemeyiz. Tüm bunları anlatmak, çözüm istemek hem bizim görevimiz, hem de bizi bu yüce Meclis'e gönderen vatandaşlarımızın arzusudur."

TARIMDAKİ KARA TABLOYU ANLATTI

Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinin üreticiler gözetilerek hazırlanması gerektiğine vurgu yapan Ayhan Barut, şöyle konuştu:

"Tüm yurttaşlarımız gibi, toplumun üreten ve değer yaratan her kesimi gibi, üreticilerimiz de dert küpüne döndü. Bu acı gerçeklere rağmen inatla 'Yok kardeşim' denilen ekonomik krizle birlikte gübre, mazot, tohum, elektrik ve sulama giderleri gibi tüm maliyetlerde 2-3 katlık artış var. İşte bu nedenle değerli üreticilerimiz karalar bağlamıştır ve feryatlarının duyulmasını istemektedir. Bir çiftçi ve ziraat mühendisi olarak üreticilerimizin sorunlarını çok yakından biliyorum. Çünkü aynı sorunları ben de yaşıyorum. Yüzde 15'lerden yüzde 36'lara çıkan faizler çiftçilerimizi, tarımsal faaliyet ve ticaret yapan herkesi batma noktasına getirdi. Sürekli artan maliyet ve faizlere, yükselen döviz kurlarına karşın ürününü maliyetinin altına satmak zorunda kalan, pazarlayamayan çiftçilerimiz çok sıkıntılı, perişan haldedir ve üretim yapamaz hale gelmiştir.  Neredeyse yılda 3 ürün alınan Adana gibi bereketli topraklarda bile çiftçiler tükenme noktasına gelmişse, İç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki çiftçilerimizin halini düşünmek bile istemiyorum. Aklım bir türlü maliyetler artarken ürün fiyatlarının düşmesini almıyor. Faizler yükselirken, örneğin hasat döneminde 4.5 lira olan kütlü pamuk fiyatlarının şimdi 3 liraya kadar gerilemesini nasıl anlayabiliriz?"

"TÜRKİYE TARIMDA NET İTHALATÇI YAPILDI"

Faiz ve döviz artışlarıyla birlikte gübrede yüzde 100, ilaçta yüzde 200'ün üzerinde artış olduğunu bildiren Ayhan Barut, şunları söyledi:

"Her şey artıyor ancak narenciye hasadı başladığında 1.5 lira olan limon fiyatları da 70-80 kuruşa kadar geriledi. 10 yıldan fazladır mandalina, greyfurt ve portakal fiyatlarının 60-65 kuruş seviyesinde kalmasını nasıl izah edersiniz? Bu kara tablo üreticiye hakarettir, 'Üretim yapmayın kardeşim' demektir. Bunu asla kabul etmiyoruz. Ulusal bir tarım politikamız yok ne yazık ki. İş başındaki iktidar 2006 yılında çıkardığı Tarım Kanunu'nda öngörülen Gayri Safi Milli Hasıla'dan vermesi gereken yüzde 1 oranındaki desteği bile hiç vermedi. Bu yıl bile 34.5 milyar destek verilmesi  gerekirken bunun yarısı bile etmeyen 14.5 milyarı vereceğini ilan etti. Bu durum tam anlamıyla üreticilere köstek olmaktır. Kanunda yazılı olan bu desteği niye vermiyorsunuz? Türkiye yasalarla yönetilmiyor mu? Yasada öngörülen bir durumu nasıl yok sayarak gereğini yapmazsınız? Yukarıda Allah var, bu aynı zamanda kul hakkına girer. Çiftçinin hakkını vermeyenlerden hesabı sandıkta üreticilerimiz, ahirette yüce Mevlam elbette soracaktır. Ne acıdır ki, bir zamanlar tarımda kendi kendine yeten bir ülke konumunda olmakla övünürken bugün net bir ithalatçı haline geldik. 2017 yılında 5 milyon ton buğday, 2.3 milyon ton soya, 914 bin ton pamuk, 2.1 milyon ton mısır, 19 bin ton kırmızı et ve hatta samanı bile ithal ettik. İşte bu nedenle söylüyorum, bir zamanlar üretim ülkesi Türkiyemiz ne yazık ki net ithalatçı haline getirildi."

"TARIMIN SORUNLARINA ÇÖZÜM ÜRETEN BÜTÇE İSTİYORUZ"

Son 16 yılda Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı üretici sayısının 2.8 milyondan 2.1 milyona gerilediğine işaret eden Ayhan Barut, şunları vurguladı:"Yani çiftçilerimiz üretimi ve tarlaları terk etmek zorunda kaldı. Üretmemiz, üretimi arttırmamız gerekirken on binlerce Ziraat Mühendisleri, Gıda, Su Ürünleri Mühendisleri, Veteriner, Tekniker ve Teknisyenler işsiz bırakıldı. Sorunların hangi birini sayacağımızı şaşırır hale geldik. Tarımda nereye elimizi atsak, ilgili kimle konuşsak bir dokunuyoruz ama bin ah işitiyoruz. Bu ahı almayın sayın iktidar sahipleri. Bu ülke hepimizin. Çiftçi üretmezse, desteklenmezse, sizler belki bugünü kurtardınız ama olan çocuklarımıza, güzel vatanımıza olur. Ülkemizin ekonomik ve sosyal her açıdan kalkınması için bütçeden tarıma ayrılan payın mutlaka arttırılması gerekir. Acilen ulusal bir tarım politikasının belirlenmesi, ivedilikle tarımsal üretim planının yapılması şarttır. Tarımın ve çiftçinin sorunlarına çözüm öngören bir bütçe anlayışıyla hareket edelim. Siyasi ayrımları bir kenara bırakarak tarımımızı içinde bulunduğu çıkmazdan el birliğiyle kurtaralım. Aziz milletimiz bizi bu yüce Meclis'e sorunlara çözüm üretelim, işi kolaylaştıralım diye gönderdi. Gelin bunun gereğini yapalım."

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
"EYT’liler sahipsiz değil"
"Mesut Komiser"den Emir Kaan’a sürpriz ziyaret