Advert

Kaderci bir toplumuz

Adana’da, sigortacılık sektörünün tanınmış ve güvenilir isimlerinden biri olan Cuma Doyanç, her türlü risk altında yaşam sürmelerine rağmen, Türk toplumuna sigorta bilincinin hala yerleşmediğini söyledi.

 Kaderci  bir toplumuz
 Kaderci  bir toplumuz Nevzat UÇAK

Doyanç, ‘’Yıllık sadece 80 lira prim ödemesi bulunan ferdi kaza sigortasının varlığından bile haberdar olmayanlar örnek gösterilecek olursa, insanların arabalarına verdikleri değer kadar kendi canlarını düşünmedikleri ortaya çıkıyor’’ dedi.

 

Röportaj: Yener EKİNCİ

Adana’da, zorunlu trafik ve DASK sigortaları, Türkiye’deki genel oranla başa baş giderek sigorta hacminin yüzde 80’ini meydana getiriyor. Yıllık sadece 80 lira prim ödemesi bulunan ferdi kaza sigortasının varlığından bile haberdar olmayanlar örnek gösterilecek olursa, insanların arabalarına verdikleri değer kadar kendi canlarını düşünmedikleri ortaya çıkıyor. Kentte 16 yıldan bu yana faaliyet gösteren ve sektöründe en güvenilir firmalardan biri olan Doyanç Sigorta’nın Genel Müdürü Cuma Doyanç, bugün itibarıyla gerek hizmet ve gerek ürün çeşitliliği açısından gelişmiş ülke piyasalarıyla rekabet edebilecek bir sigortacılık sektörüne sahip olduğumuzun altını çizerek, ‘Dünya piyasalarından tek farkımız, sigorta bilincinin son derece düşük olmasıdır. Bu eksikliğin giderilmesi ile birlikte, ülkemiz sigortacılığının önemli bir ivme kazanacağını söyleyebilirim’ diye konuştu. Sektörle ilgili gazetemizin sorularını yanıtlayarak bilgiler aktaran Cuma Doyanç, sigortacılığın her yıl genişleyen teminat yapısıyla reel ekonominin önemli bir garantörü haline geldiğini söyledi ve şirketlerin özellikle geniş kitleleri etkileyen, ciddi ekonomik kayıplara yol açan yangın, deprem, sel gibi felaketlerde üzerine düşen vazifeleri layıkıyla yerine getirdiğini vurguladı.

Şahsınızı ve Doyanç Sigorta’yı tanımakla sohbetimize başlayabilir miyiz?

Adana’da, 18.03.1984 yılında dünyaya geldim. Sırasıyla Mimar Kemal İlkokulu, Mehmet Akif Ortaokulu, Çukurova Endüstri Meslek Lisesi, Çukurova Üniversitesi Elektrik Teknikerliği bölümünden mezun oldum. Evli ve iki çocuk babasıyım. Doyanç Sigorta ise babam Mehmet Doyanç tarafından 2002 yılında kuruldu. 16 yıl evvel, küçük bir dükkanda, tek personel çalıştırarak açtığımız işletmemiz, bugün 11 şirketin acenteliğinde, iki büronun birleştirilmesiyle oluşturulan geniş bir işyerinde, 7 çalışanıyla hizmet vermektedir. Dürüstlük esasıyla yürüttüğümüz faaliyetlerin karşılığını, geçen sürede fazlasıyla aldık diyebilirim. Potansiyelimiz günden güne büyümeye devam ediyor.

Vizyonunuzu ve misyonunuzu nasıl tanımlarsınız?  

Günümüzde sigortalılar kendi önemlerinin farkına varmış ve satın aldıkları her türlü ürün ve hizmetle ilgili sorgulama yapmaya başlamışlardır. Örneğin; artık herkes kasko sigortası yaptırırken dikkat edilmesi gereken özellikleri biliyor. Bu durum bizim için son derece memnuniyet vericidir. Çünkü böyle bir rekabet ortamında "iyi olan" öne çıkacaktır. Artık tüm sigorta şirketlerinin ürünleri birbirlerine çok benzer bir duruma gelmiştir.. Elbette küçük farklılıklar vardır. Ancak bu küçük farklılıklar hizmet anlayışı ile birleşince önemli ayrıcalıklar ortaya çıkmaktadır. "Mükemmellik detaylarda gizlidir." Sigorta aracılığı alanında öncü hizmetleriyle ve fark yaratan uzmanlıklarıyla, lider bir sigorta acentesi olmak vizyonunda ilerlerken, müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılamak ve menfaatlerini korumak amacıyla deneyimli ve yetkin ekibimizle en uygun ürünü ve hasar desteğini sağlamak misyonuna sahibiz. Dürüst çalışma anlayışı ve iş ahlakına uygun davranarak beklentilere zamanında yanıt vermek, güvene dayalı ilişkiler geliştirmek ve verdiğimiz sözü yerine getirmek en geçerli prensiplerimiz arasında yer alır.

Sigorta yelpazesinde hayatımızı kolaylaştıracak ve her türlü riske karşı tedbirler alabileceğimiz düşük ödemeli seçenekler mevcut iken, size göre toplumda sigorta bilinci neden trafik poliçeleriyle sınırlı kalıyor? 

Sigortalılık oranlarının yükselmesi elbette zaman alan bir süreç. Bu süreçte sigorta şirketlerine, sigorta acentelerine ve sigortacılık alanında faaliyet gösteren aracı kuruluşlara çok iş düşüyor. Sigortalılık oranlarının yükselmesinde toplumun refah düzeyinin yükselmesi birinci etkendir. Elbette insanların ekonomik durumları iyileşmeli ki, sigortalanacak değerlere sahip olabilsinler. Ülkemizde sigorta yaklaşımı genelde zorunlu sigortalar ile artmaktadır. Bugün zorunlu trafik sigortasında üretilen prim, ülkemizde toplam prim üretiminin hemen hemen dörtte birini teşkil ediyor. Üstelik trafiğe kayıtlı araçların neredeyse beşte biri zorunlu trafik sigortası yaptırmamış olmasına rağmen. Diğer taraftan motorlu araçlar için yaptırılan kasko sigorta prim üretimi de, toplam prim üretiminin hemen hemen dörtte biri kadar. Bu durumda sadece bu iki sigorta çeşidi, toplam sigorta hacmimizin yarısını meydana getiriyor. Diğer yarısı ise diğer sigortacılık dalları… Sadece bu durum bile, ülkemizde sigortacılık bilincinin ne kadar yerleşmiş olduğunun göstergesidir. Demek ki insanlar, arabalarına verdikleri değer kadar, evlerine, işlerine, iş yerlerine, daha önemlisi sağlıklarına değer vermiyorlar.

Zorunlu olanlar dışında en çok hangi poliçeler rağbet görüyor?

Liderlik kaskoda fakat son dönemde konut poliçelerine yönelik talepler artmaya başladı. Konut kredisi kullananlar bu poliçeyi zoraki yaptırsalar da, önemini kavrayınca devam ettirmek istiyorlar.  Konut sigortası teminatları sigorta şirketlerine göre farklılık göstermekle birlikte hepsinde ortak olan ana teminat yangın teminatıdır. Hırsızlık, su tesisatı, elektrik, çilingir, cam kırılması ve benzeri tamir işleri ile acil servis ve irtibat hizmetleri verilmesini sağlar.

Fiyatı cazip olmasına rağmen insanların haberdar olmadığı hangi poliçeyi örnek gösterebilirsiniz?

Hayat, hepimiz için beklenmedik sürprizlerle dolu. Güneşli bir günde aniden bastıran yağmur, fırtına yüzünden iptal olan seferler, aracın en olmadık yerde arıza yapması... Ne kadar sinir bozucu olsa da sonuçta gülüp geçtiğimiz şeyler. Asıl sıkıntı başımıza gelen ve bize zarar veren kazalar. Hiç beklenmeyen, hesapta olmayan bir anda başımıza gelen bir kaza elimizi kolumuzu bağlar. Ciddi sağlık masrafının yanında, tedaviyle geçen süreçte iş kaybı da ayrı bir külfet. Vefat ve sürekli sakatlık halleri kişiyi ve ailesini altından kalkması zor yüklerin altına sokabilir. Ferdi kaza sigortası tam da bu noktada devreye giriyor ve size olası kazalardan kaynaklı maddi kayıplarınız için teminatlar sunuyor. Ferdi kaza sigortasının sunduğu hizmetler: Vefat teminatı, sürekli sakatlık teminatı, tedavi masrafları teminatı.

Sigorta şirketleri günümüzde digitalleşmeye doğru ilerliyor. Yakın gelecekte poliçeler bilgisayar ve telefondan satın alınabilecek. Sizce acentelerin varlığı tehlikeye düşecek mi?

Kendimizi yenilediğimiz sürece bir sorun yaşanacağını sanmıyorum. Gelişme açık olduğumuz sürece, acenteliği bitiremezler. Vatandaşlar da, bire bir diyalog haline girmedikçe, uzaktan satış yöntemiyle poliçe satın almazlar. Fakat, 15-20 yıl sonrası ne getirir bilemem.

Adana’da, 459 adet sigorta acentesi bulunuyor. Sizce bu sayı kapasitenin üzerinde değil mi?

Acente sayısının fazla olduğuna katılıyorum. İşi bilmeyenler de sigortacılık yapabiliyor maalesef. Noterler nasıl ki belli sayıda olabiliyorsa veya eczaneler nüfus yoğunluğuna göre nasıl belirli sayıda açılabiliyorsa, acentelere de böyle bir sınırlama getirilebilir diye düşünüyorum. Örnek verecek olursak, bu bölgede 1000 adet hane var. Bu sayıda haneyi kaç acente sigortalayabilir? En fazla 2 tane. Bin haneli bir bölgeye 3’ncü bir acente açılmasına izin verilmemeli. Bahsettiğim alan yönetimi, Türkiye’de şu an sadece eczanelere yönelik uygulanıyor. Bizi de kapsamalı. Üretim yapmıyoruz ve sonunda acenteler, ‘Benim müşterimi çaldın’ diye karşı karşıya geliyor. Bizim sektörde, tek pastadan herkes pay almaya çalışıyor. Doğal olarak, acente sayısının fazlalığı olumsuz etkiler yaratıyor. Özellikle vurgulamak istiyorum ki; Ticaret Odası’na 12 bin lira para yatıran herkesin sigortacı olmaması gerekiyor. Acentelik açmak zorlaştırılmalı. Mesela teminat 50 bin liraya çıkarılabilir ve yıllık bir milyon lira gibi üretim sözü alınabilir. 

Bankaların yarattığı haksız rekabet ortamı hakkında neler söylemek istersiniz?

Bankalar, kullandırdığı kredinin, örneğin;  1,85 olan faiz oranını, ‘Sigortanı benden yaptıracak olursan 1,75’e indireceğim’ diyerek kendisiyle çalışmaya zorluyor. Sistemli bir satış politikası oturtmuşlar. Baş etmemiz neredeyse imkansız. Ben nasıl kredi kullandıramıyorsam, bankalarında sigorta poliçesi kesmemesi lazım. Kaldı ki, bankacılar sigorta mevzuatına hakim değiller. Ezbere poliçe kesiyor ve riskle karşılaşan vatandaşı mağdur edebiliyorlar. Netice itibariyle, katılımcılar kredi çektikleri bankaya sigorta yaptırmak zorunda değiller. Dayatmalar ortadan kaldırılırsa sektörümüz rahat bir nefes alacaktır. Çatı organımız SAİK’e ve bizlere bu konuda önemli görevler düşüyor. Bütün meslektaşlarımız da, özel ve kamu bankalarına karşı omuz omuza mücadele vermek zorundalar.

Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim

Ben teşekkür eder, yayın hayatınızda başarılar dilerim.

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
SELİN     2018-11-29 Cumali Bey sektörü ve toplum yapımızı çok güzel açıklamışsınız tebrik ediyorum,başarılar diliyorum.selamlar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
“Her şey güzel Adana’mız için”
“Her şey güzel Adana’mız için”
Güneş bebek
Güneş bebek "yutkunabilmek" için yardım bekliyor