Advert
KİLO VERMEYİ ETKİLEYEN HORMANLAR
Şeyma İLHAN Beslenme ve Diyet Uzm.

KİLO VERMEYİ ETKİLEYEN HORMANLAR

(central unit in the text - in the middle)

Şişmanlık her zaman kişinin fazla yemek yemesinden kaynaklanmıyor. Bazen de fazla kiloların sorumlusu, tamamen vücudun salgıladığı hormonlardaki bir bozukluk olabiliyor .Kilo vermek deyince, akla ilk olarak hemen bir diyet listesi edinmek gelir. Hâlbuki diyet yapmaya başlamadan önce, kişinin öncelikle kendi vücudunu tanıması ve sağlığını korumak adına hangi önlemleri alması gerektiğini öğrenmesi çok daha önemlidir. Fark etmeden belirtilerini göz ardı ettiğiniz rahatsızlıklar, kilo vermenizi engelleyen hastalıklardan birinin habercisi olabilir ve  “Ne yaparsam yapayım kilo veremiyorum!’’ durumunu yaşamanıza neden olabilir. Bu da motivasyonunuzun düşmesine ve kilo veremeyeceğinize inanmanıza sebep olur. Kilo vermenize engel olan rahatsızlıklar olup olmadığını tespit ederseniz, kilo verme sürecinizi kolaylaştırabilirsiniz.
 -Kişi, şişmanlığının hormonal bir bozukluktan kaynaklandığını hangi ipuçlarından anlayabilir?
Birdenbire alınan kilolar uyarıcı olabilir. Hayat tarzında hiçbir değişiklik olmadan kilo almaya başlamışsanız kafanızda "Bir terslik mi var?" sorusu oluşmalı. İnsan vücudunda hormonlar yavaş yavaş bozuluyor ve bu sırada bir şey hissetmiyorsunuz. Bu yüzden dış görünüşünüzdeki minik değişiklikler, size büyük ipuçları verebilmeli. Tüylenme artışı ve buna eşlik eden bir kilo artışı, yine bir hormonal dengesizliği düşündürmeli. Vücutta oluşan çatlaklar da hormonlara bağlı bir bozukluğun işareti olabilir. Önemli bir başka belirti de iştah artışıdır. Bir insan durmadan acıkıyorsa, kontrol edemediği bir iştahı varsa ve eskiden böyle değilse, "Ne yesem doymuyorum, hatta yemek yedikten yarım saat sonra acıkmaya başlıyorum" demeye başladıysa bu da hormonlarla ilgili bir ipucu olar
1.İnsülin hormonu :  İnsülin hormonunu vücutta şekeri kontrol altına alan hormon olarak adlandırılmaktadır. İnsülin hormonun normal seviyelerde salgılanması kişinin kilo kontrolü için çok önemlidir. Her karbonhidratlı besin tüketildiğinde salgılanan insülin hormonu eğer sürekli ve üst üste salgılanırsa vücut insülin hormonunun seviyesini algılayamadığı için insülin direnci denen hormon problemi baş gösterecektir. İnsülin direnci olan bireylerin vücutlarının sürekli olarak yağlanma sürecine girdiği bilinmektedir. Genel olarak atıştırmaları ve kaçamakları çok seven bir toplum olarak insülin hormonu seviyesinde problemler olan birçok birey bulunmaktadır. Gün içerisinde kaloriden saymadığımız poğaçadan bir parça, 10-15 üzüm, 1-2 bisküvi gibi karbonhidrat içerikli besinler insülin seviyenizin sürekli olarak yükselmesini hatta yüksek seviyede kalmasına neden olacaktır. Bu durumda uzun vadeli bakıldığında şeker hastalığının bir numaralı tetikleyicisi olacaktır. Gün içerisine yapılması gereken ara öğün seçimleri bu nedenle önemlidir. Sadece karbonhidratlı ara öğünler yerine bunları protein içerikli olan besinlerle tüketmeniz daha doğru seçim olacaktır. Tüketmiş olduğunuz bir meyvenin yanına yoğurt ekleyerek, ekmeği peynir ile simidi ayran ile tüketmek ara öğünlerde daha doğru seçimler yaptığınızı gösterecektir. Eğer vücudunuzda insülin direnci var ise bunun ilaç, diyet ve spor ile kırılacağı unutulmamalıdır. İnsülin direnci olan bireyler uzun vadeli sonuç alınacağını unutmamalı ve kilo kaybı için daha sabırlı olmalıdır
Açlık hormonu olarak bilinen ghrelin hormonunun ise 3-4 saatlik açlık sonrasında salgılanmaktadır  . Yapılan bilimsel çalışmalarda kilo vermeye yardımcı olmasının yanı sıra uzun süre açlık sonrasında kişilerin daha fazla besin tüketimi gerçekleştirdiğini gösteren çalışmalarda bulunmaktadır. Özellikle gece saat 00.00-02.00 arasında ghrelin hormonunun salgılanması kilo kaybı için önemlidir. Bu nedenle yatmadan 3 saat öncesinde besin tüketimi bitirilmelidir. Çünkü bu saatlerde bu hormonun salgılanması ile kilo kaybını destekleyen çalışmalar bulunmaktadır. Amerika da yapılan bir bilimsel çalışmada vücutlarında ghrelin hormonu düşük salgılanan bireylerin vücutlarına bu hormon verildiğinde kilo kaybı olduğu fakat vücutlarında normal seviyede salgılanan ghrelin hormonu olan bireylere bu hormon verildiğinde herhangi bir kilo  kaybının olmadığı gözlenmiştir.
2 . Polikistik Over Sendromu:  Genç bayanların %10 unda  görülebiliyor. Adet düzensizliği, tüylenme artışı, yüzde tedaviye rağmen geçmeyen sivilceler, kilo alımı gibi belirtiler gösteriyor. Yumurtalık ultrasonunda çok sayıda kistin görülmesi ve hormon tetkiklerinde bozukluklar ile teşhis edilebiliyor. Tedavi edilmezse kemik erimesi, kilo alımı, kısırlığa sebep olabiliyor ve rahim kanser riskini artırabiliyor.
3. D Vitamini Eksikliği : Yapılan araştırmalarda , obez kişilerde D vitamini seviyelerinin düşük olduğunu gösteriyor . Hatta günümüzde obezitenin ve metabolik sendromun ve karın bölgesi yağlanmanın kaynagı olarak görülüyor  Genelde belirti vermiyor. Kas kemik ağrıları, halsizlik, bağışıklık sistemi zayıflığına bağlı sık enfeksiyon geçirme, kemik erimesine sebep olabiliyor. Eksikliği insülin direncini ve şeker hastalığı riskini artırabiliyor.
4. Reaktif Hipoglisemi:  Basit ve rafine karbonhidrat tüketiminden genelde 1-2 saat sonra halsizlik, uyuklama, sersemleme, terleme, çarpıntı ile seyreden karbonhidrat alınınca rahatlama olan hastalık tattlı ihtiyacını artırarak kilo aldırıyor. Tedavide ara öğünlü ve düşük glisemik indeksli beslenme bazen ilaç tedavisi gerekebiliyor.
5. Tiroit hormonu : Boyundaki tiroit bezi tarafından salgılanan iki türlü tiroit hormonu vardır. T3 ve T4 hormonlarının en önemli görevi vücutta harcanan kaloriyi ayarlamak ve enerji üretimini sağlamaktır. Vücudun ısısını ayarlar. Tiroit bezinin az çalışması durumunda vücut ısısı düşer ve üşürüz. Metabolizmanın yavaşlaması ile beraber kalpte yavaşlama, kilo alma, uyku hali, bağırsak sisteminin yavaşlaması, kabızlık gibi bulgular ortaya çıkar. Kan yağları fazla yakılamaz, kolesterol ve trigliserit yükselir. Öte yandan tiroit hormonlarının fazla salgılanması kan yağlarının yakılmasını artırır ve kan düzeyleri düşer. Kalp hızlanır, aşırı terleme, zayıflama, titreme, sık dışkılama ortaya çıkar. Çocuklarda sağlıklı büyüme için tiroit hormonlarının yeterli olması gerekir. Az salgılanması durumunda çocuklarda büyümede gerilik, boy kısalığı, zeka geriliği gelişebilir.
 6.Progesteron hormonu : Vücudu gevşeten ve rahatlatan hormon olarak bilinen progesteronun seviyesinin azalması kişilerin ruh hallerinde problemlere neden olur. Bireylerde genel olarak bu durumlarda daha şekerli besinleri tüketmek isterler ki mutluluk hormonu olan seratonin seviyesi vücutta artsın. Bu durumda bireylerin kilo almasına neden olur
7.Demir Eksikliği ( Anemi ) : Özellikle üreme çağındaki birçok kadın da demir eksikliğine bağlı kansızlık görülmektedir . Yemekten sonra siyah çay içenlerde daha sık rastlanan bir sağlık sorunudur .Bu sorun kilo vermeye engeldir . Eğer Demir eksikliğiniz varsa diyete başlamadan önce mutlaka doktora gidiniz .
8. Menopoz : 30 ‘ lu yaşlardan sonra , her 10 yılda bir metabolizmada % 3-4 yavaşlama olurken , menapoz dan sonra bu yavaşlama hızı    %5-10 artmaktadır . Bu durumda şişmanlama kaçınılmaz olarak ortaya çıkıyor . Bu şişmanlama daha çok erkek tip dediğimiz şekilde oluyor . Yani ; kol ve bacaklar inceliyor , göbek çevresi yağlanıyor . Özellikle bu kilo artışları bel çevresini kalınlaştırmakla kalmıyor ; kalp-damar hastalıkları açısından da  risk taşıyor .
9.Bağırsak Florası Bozukluğu : Modern tıbbın kurucusu olan Hipokrat  ‘ Bütün hastalıklar bağırsaktan başlar . Bağırsak hasta ise vucudun geri kalanı da hastadır ‘ demiştir . Bağırsaklara ikinci beynimiz demek pekte yanlış olmayacaktır . Yapılan araştırmalarda obezite , osteoporoz , depresyon , alerjik hastalıklar , diyabet , metabolik sendrom , uyku bozuklukları ve birçok kronik hastalıkta bağırsak florasının bozuk olduğunu gösteriyor .
10 .Uyku Bozuklukları : İştah ve uykunun düzenlenmesinde rol oynayan çok önemli bir hormon olan serotonin beyinde salgılanır. Beyinde serotonin azalınca tatlı şeylere hücum eder, tatlı yemek isteriz; özellikle çikolatada bol bulunan triptofan isimli aminoasit beyinde serotonine dönüşerek mutluluk verir.  Bu nedenle serotoninin kontrol altına alınması kilo kaybı açısından çok önemlidir. Stresli durumlarda da beyindeki serotonin azalır ve daha fazla serotonine ihtiyaç duyulduğundan atıştırmalar başlar. Bu nedenle kilo vermek isteyen kişiler düzenli bir serotonin salgısı için düzenli uyumalı ve stresten uzak durmalıdır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATB yöneticileri  beraat etti
ATB yöneticileri beraat etti
‘İş hukukunda güncel gelişmeler’
‘İş hukukunda güncel gelişmeler’