Advert
Yeni neslin tatminsiz çocukları
Tülay UĞUR

Yeni neslin tatminsiz çocukları

(central unit in the text - in the middle)

Bizim çocukluğumuzda dışarıda, bahçede, sokaklarda oyun oynardık, ip atlardık, bisiklet sürerdik ve annelerimiz bizi dışarıdan eve sokmak için epey bir uğraşırdı. Gündüzleri televizyon dahi izlemezdik, tüm vaktimizi çevremizde arkadaşlarımızla birlikte geçirirdik. O oyunlar, arkadaşlarımızla geçirdiğimiz vakitler bizi o kadar mutlu ederdi ki anlatamam…
Bayramlarda alınan bayramlıklar, okula gitmek için alınan yeni ayakkabılar bizim nesli o kadar mutlu ederdi ki, bu mutluluğun kelimelerle anlatmak mümkün değildi desem abartmış olmam. Çünkü her şeyin bir değeri bir kıymeti vardı. Çünkü şimdiki çocuklar gibi her çocuğun sayısız kıyafeti ve oyuncağı yoktu. Belki de bunun için her şey daha bir değerli ve kıymetliydi.
Şimdi çevreme bir bakıyorum da ne çocuklar mutlu ne de ergenler mutlu. Sürekli bir memnuniyetsizlik, bir tatminsizlik durumu var. Şimdiki zamane çocuklarında ha biri anne ve babalarından alınmasını istedikleri bir şeyler var. İstedikleri artık her ne ise muhakkak istedikleri vakitte alınacak. Eğer alınmazsa anne babaları kavga etmeye başlıyorlar.
Bu kadar ısrara rağmen istedikleri olunca bu kez de o şeye karşı heyecanları bitiyor yada daha bir üst modeli çıkmış oluyor. Bu nedenle ellerinde var olan değersiz, kıymetsiz oluyor ve çöp oluyor.
Sonra bu serüven sürekli devam ediyor. Yani her defasında yeni bir istek yeni bir istek… Biraz kullanıp heves kaçınca anında değersiz olup bir kenara atıvermek…
İşte yeni çocuklarımızın durumu tam da bu…
Anne babalar ise ne yaparlarsa yapsınlar çocuklarının neden bir türlü mutlu olamadığını anlamakta güçlük yaşıyor. ‘istediklerini anında yapıyorum, bir dediği iki olmadan yerine geliyor. Niye kıymet bilmiyorlar?’ diye sorup duruyor anne babalar kendilerine.
Çocukların bu kadar her şeyden bir anda sıkılması, onlar için hiçbir şeyin bir anlamı ve değerinin olmamasının nedeni ne olabilir?
Bana göre tüm bunların nedeni her istediklerinin anında, hiç vakit kaybetmeden alınması, ya da daha anne babasından herhangi bir şey istemeden her şeyin önlerine serilmesidir. Bir şeyleri hak etmeye çalışmak yok artık. Bir şeylere sahip olabilmenin heyecanın yaşamak yok. Bir şeylere sahip olabilmek adına sabır göstermek yok maalesef.
Böyle yetişen çocuklarda da yani her istediği anında yapılan çocukların kişiliklerinde bir takım olumsuzlar yerleşir ve çocukla birlikte büyüyüp tüm benliğini sarar.
Yine çevremdeki gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki bu tarz çocuklara sorumluluk almak çok ağır bir yük gelir. Nedeni ise istediği zaten anında oluveriyor. Her şey önüne seriliyor.
Aynı zamanda böyle yetiştirilen çocuklar paylaşımı bilmedikleri için arkadaşlık kurmada zorlanırlar. Anne babalarının prensi yada prensesi oldukları için kendilerini ulaşılmaz ve erişilmez görürler. E gerçek dünya da kendi etraflarında dönmediği için yalnızlaşırlar.
Peki burada suç çocuğun mu yoksa anne babanın mı?  Kesinlikle anne ve babanın…
Anne babalar çocuklarının her istediği anında yerine getirmek yerine öncelikle onu hak etmesi gerektiğini onun anlayabileceği bir dille anlatmalı. İstediklerinin yerine gelmesini heyecan ve umut içinde beklemelerini sağlamalı anne baba.
Böylece hazırcı, kıymet bilmez bir nesil değil bilinçli ve elindekinin değerini sonuna kadar bilen aklı başında bir toplum oluşur.
Anne ve babalarının çocuklarına bu şansı tanıması gerekir. Sizce de öyle değil mi?

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Akıncı: Uzlaşan, kaynaşan, insan  odaklı yönetim için varım
Akıncı: Uzlaşan, kaynaşan, insan odaklı yönetim için varım
Karataş Belediye Başkanı Ünal, trafik kazası geçirdi
Karataş Belediye Başkanı Ünal, trafik kazası geçirdi