Advert
KISKANÇLIK…
Tülay UĞUR

KISKANÇLIK…

(central unit in the text - in the middle)

İnsanın içini kemiren, toplumdan soyutlanmasını sağlayan en kötü duygulardan bir tanesidir kıskançlık denilen kavram.
Kıskançlık hemen hemen her insanda görülebilen, zaman zaman da açığa çıkabilen olumsuz bir durumdur. Bu durum bazen insanın içinde bulunduğu psikolojik durumlardan, kendini yetersiz ve eksik görmeden yada başka sürü sebepten meydana gelebilir. Bu duyguyu insanın tamamıyla içinden söküp atması, yok sayması belki imkansızdır ama kontrol altında tutarak gün yüzüne çıkmasına engel olunabilir.
Kıskançlık esasen, bir başkasında olan maddi ya da manevi bir değerin kişinin kendinde var olmamasından yada bir başkası ile kendisi arasında kıyaslama yaparak, diğer kişinin kendisinden daha iyi olduğunu düşünüp bu duruma kendinin inandırarak adeta bu durumu bir saplantı haline getirmesidir.
Aslında oldukça ilkel olan bu duygu kişilerin ve toplumların gelişmesinde de çok büyük bir engeldir. Genel itibari ile bizim toplumumuza has olan bu duyguyu, bilim adamları bile tam olarak çözebilmeyi başarmış değil.
Kıskançlık kavramına genel olarak baktığımızda hem bir sebep hem de bir sonuç olduğu çıkıyor karşımıza. Hastalık demek belki doğru kaçmayabilir. O yüzden uzmanların açıklamalarına göre olsa Olsa olsa bu duygu bir davranış bozukluğudur. Arkasından gelecek olan pek çok hastalığında göstergesidir. Özellikle özgüven eksikliği, ruhsal bunalım, depresyon gibi ciddi problemlerle birlikte seyredebilir.
Burada benim bahsettiğim kıskançlık duygusu eşlerin, sevgilerin birbirlerini kıskanması olayı değildir. Çoğu zaman şahit oluruz. Kadının eşi bir başka kadınla günlük sıradan bir konu hakkında konuşuyor diye kıyametler kopar. Yada erkek karısını durup dururken başka erkeklerden kıskanmaya başlar. Bu tarz kıskançlıklardan bahsetmiyorum elbette…
Konumuz olan kıskançlık insanın elinden olmadan, bir başkasının hayatına, yaşayışına özenerek kendini eksik görmesidir. Bu eksik görme arkasından birçok sorunu daha getirecektir. Kişiyi kendi kabuğuna çekip, insanlardan soyutlanarak, olumsuz düşüncelere kapılmasına neden olur.
Bu olumsuz düşüncelerde kişileri iyi şeyler yapmak ve düşünmekten alıkoyar. Çünkü; İnsanoğlunun belirli bir gücü vardır... Her insan da sahip olduğu güçleri bilir... Ailede, toplumda ve devlet içerisinde bu güçler birleşirse kalkınma, zenginlik ve refah kaçınılmaz olur... Ancak bu güçlerin birleşmesinde bir engel vardır. Nedir peki bu engel? Kıskançlık... Yani kıskançlık dolayısıyla güçler birleşeceği yere birbiriyle savaşırsa onlardan hayır gelmez...
    Allah her bireye birbirinden çok farklı özellikler vermiştir...  Herkesin yeteneği, bilgisi, algısı farklıdır.  Birinde bir şey görür ‘illa da benimde olsun’ diye isteriz. Ama bilemeyiz ki o bizim için hayırlı mı değil mi?  Bir şeylere imrenirken, özenirken bunun sizin için hayırlı olmasını isterseniz, eğer olmadığında ‘demek ki benim için bu hayırlı değilmiş’ diyebilirseniz bu durumu bir saplantıya dönüştürmeden kurtulmuş olursunuz.
Çok hoşuma giden ve çok sevdiğim bir söz vardır, ‘Meyveler bile ancak sabırla olgunlaşırmış…’ Yani biraz sabretmek, bir şeylere ulaşabilmek için biraz zahmet ve çaba göstermek sonucu daha da değerli kılar. Hem böylece hayattan kopmadan bir mücadeleye girmiş olursunuz.
 Sonuç olarak özetle diyebiliriz ki; Kıskançlık gelmiş geçmiş en büyük bir ve en tehlikeli hastaların başında gelir. Bu nedenle birilerini ya da bir şeyleri kıskanarak vaktimizi boşa harcamayalım. Kendi emeğimiz ve çabamızla en iyisini elde etmeye çalışalım.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
“Yeni dönemde çalışma hayatındaki sorunlar çözülmeli”
“Yeni dönemde çalışma hayatındaki sorunlar çözülmeli”
Tuzsuz yiyerek hayatınızın 'tadını-tuzunu' kaçırmayın
Tuzsuz yiyerek hayatınızın 'tadını-tuzunu' kaçırmayın