Advert
Bilinen ama kabullenilen Adana gerçeği
Şahin ESENDEMİR

Bilinen ama kabullenilen Adana gerçeği

(central unit in the text - in the middle)

 

 

 

Adana’nın sorunlarını, kentin son 30-40 yıllık yaşam serüveni ile birlikte anlatmıştık.. Konuya olan duyarlılık, Adana’nın sosyal konularına değinilmesini gerektirdi..

Bilinen ama nedense sessizce kabullenilen en önemli gerçek bu noktada ortaya çıkıyor.. “Sosyolojik, stratejik ve kentsel gelişim gibi üç ayağı aksayan Adana’da asıl kangren sosyal sorunlarda nüksetmektedir”

Adana’nın yönetimindeki kişiler tarafından bilinen ama farklı nedenlerle sessiz kalınan asıl gerçek “Göç” olmuştur..

Göç, Adana’nın kader çizgisine etki eden en önemli faktör olarak karşımızdadır..

xxx

Adana, içinde yaşadığı sorunlar demetinin açmazları nedeniyle Doğu ve Güneydoğu’dan göç alan kentler arasında ilk sırada yer almıştır.

Zaten tarımsal ve sanayideki elinde kalan özellikleri ile “işçi göçü”nü zorunlu kabullenen bir kent olmuştur Adana..

Ama Güneydoğu’da 30 yıllık süreçte yaşanan terör olayları nedeniyle beklenmedik bir göçle de karşı karşıya bırakılmıştır..

Terör olayları sonrası varlıklı, tahsilli, iş yapabilirlik kapasitesi yüksek kişiler öncelikle Gaziantep, Mersin, Antalya, İzmir, İstanbul’u seçmiştir.

Güneydoğu’nun zenginleri daha sağlıklı görünen ve daha albenisi zengin kentlere yönelirken, Adana “fakir göçü”ne mahkum kalmıştır..

Adana’da genelde ekonomik durumu düşük seviyedeki ailelerden oluşan “Hemşehri mahalleleri” oluşmuştur…

xxx

İşi olmayan, geçimini sağlama konusunda büyük zaafiyetler yaşayan binlerle, onbinlerle, hatta yüzbinlerle ifade edilen insan göçü ile yüzyüze kalmıştır Adana..

 Adana’nın bu önlenemez göçü “kabullenme zaafiyeti” bugün çözümü oldukça zor sorunları en üst düzeye çıkarmıştır.

Adana’nın birçok kenar mahallesi “getto”lara dönüşmüştür.. Bazı mahalleler, geldikleri kentin kültürlerini de yanlarında taşımış, geldikleri köyün, ilçenin, ilin isimleri ile anılan konuma getirilmiştir.

Kentteki gelişmiş, olabildiği kadar sistemli bir konuma getirilmiş semtlere bile hizmet götürmekte çaresizlik yaşayan yerel yönetimler, mantar biter gibi biten varoş mahallelerine yeterli hizmeti götürememekteki çaresizliği yönetimle halk arasındaki sosyal uçurumu biraz daha açmıştır..

xxx

Tarım zaten kaybedilmiş..

Büyük sanayi kuruluşları başka kentlere kaçırılmış..

Ticarette arzulanan dinamizm kaybolmuş..

Kent insanı işsiz kalmanın acısı ile tanışmıştır..

Adana, akın akın gelen insan seli ile işsizlik bunalımını “çaresizlik”le bütünleştirmek zorunda kalmıştır..

xxx

İşsizlik, kentte suç oranının artmasına neden olmuş, hırsızlık, gasp, dolandırcılık gibi suçlardaki artış oranı kırmızı çizgilerin çok üstüne çıkmıştır..

Adanalı, kendi memleketinin sokaklarında belirli saatlerden sonra dolaşamaz konuma gelmiştir.

Kent merkezinde çantasına sıkı sıkı sarılan kadınların durumu gerçekten içler acısıdır..

Korku içinde yaşayan kentte “yaşama”nın adı insanca yaşamakla özdeştirilemez..

Geceleri hırsıza karşı yarı uyur yarı uyanık beklemek, yolda yürürken bile gölgesinde korkar konumda olmak, “Ben Adana’da yaşıyorum” sözü ile bütünleşemez..

Şimdi, “Peki çözüm ne?” diye soracaksınız..

Çözümü daha başka bir gün tartışalım..

Bu gün, bu kadar karamsarlık yeter!

 

 

 

UNUTULMAYAN GERÇEKLER

İyi ve kötünün yüzü aynıdır!

1495 yılının Ekim ayıydı..
Leonardo da Vinci, 'Son Aksam Yemeği' isimli resmini yapmaya başladığında büyük bir sorunla karşılaştı...
"İyi"yi İsa'nın bedeninde, "Kötü"yü de İsa'nın havarisi olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda'nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı..
Model için bir "İyi", bir de "Kötü" insan bulmalıydı..
Resmi yarım bırakarak bu kişileri aramaya başladı..
Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti.
Onu poz vermesi için atölyesine davet etti..
Sayısız taslak ve eskiz çizdi..
Aradan 3 yıl geçti..
'Son Akşam Yemeği' neredeyse tamamlanmıştı..
Ancak henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı..
Santa Maria Della Grozia Manastırının kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırıyordu..
Günlerce aradıktan sonra Leonardo, vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu.
Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda, kaldırım kenarına yığılmıştı.
Leonardo, yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi. 
Cünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı. 
Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler.
Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. 
Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu.. . 
İşini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş, gözlerini açtı ve o harika duvar resmini gördü.
Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:
'Ben bu resmi daha önce gördüm!.'
Leonardo şaşırdı..
"Ne zaman?"
'Üç yıl önce' dedi adam.. 
'Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce...
O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum. 
Pek çok hayalim vardı. 
Bir ressam beni İsa'nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti."

xxx

Brezilyalı ünlü yazar Paulo Coelho böyle anlatır bu hikayeyi..
Sonuna da şunu ekler..
"İyi ve Kötü'nün yüzü aynıdır... 
Her şey, insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır.."

(alıntıdır)
 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
“Her şey güzel Adana’mız için”
“Her şey güzel Adana’mız için”
Güneş bebek
Güneş bebek "yutkunabilmek" için yardım bekliyor