Advert
Geneleve kayyum atandı.. Bunları da görecekmişiz!
Şahin ESENDEMİR

Geneleve kayyum atandı.. Bunları da görecekmişiz!

(central unit in the text - in the middle)

 

 

Haber bültenlerinde küçücük bir haber; “Adana Genelevine, Müftü Yardımcısı kayyum olarak atandı!”

Önce Bursa Genelevine bir devlet memuru kayyum atanmıştı.. Maliyeci bir  memur, bu işletmeyi nasıl yönetecek, ne tür uygulamalar yapacaktı.. Düşündük ama gülüp geçtik..

“Gülme komşuna, gelir başına” derler ya; aynısı oldu..

Bir film gerçeğe dönüşüyordu. “Döngel Karhanesi”ni izlerken, böyle bir olayın gerçek olabileceği aklımızın ucuna bile gelmemişti.. İlginç bir kurgu olarak nitelemiştik..

2005’de bu filmin senaryosunu yazan Necef Uğurlu bile böyle bir olayın gerçek olabileceğini düşünmemiştir bile.. O zamanlarda TMSF’nin zarar eden, borçlarını ödeyemeyen büyük firmalara uyguladığı sistemi mizahi açıdan değerlendirmekti hedefi mutlaka.. Güzel de bir film olmuştu.. Zevkle izlenen filmler arasına katılmıştı..

Başroldeki Metin Akpınar genelev patronunu, Ahmet Uğurlu ise kayyum olarak atanmış bir devlet memurunu canlandırıyordu.. Yanlışlıkla fona geçen bir genelevinde yaşananları anlatan komedi filmi idi..

xxx

Aradan 13 yıl geçtikten sonra gerçekleşen bu mizahi hikayeyi birçok yazar, kendi açısından değerlendirdi.. Mizahın içine yeni mizah duyguları katarak farklı bir boyuta taşıdı..

Bugün, bu konuya mizahi pencereden değil, dramatik bir kapıyı aralayarak bakalım.. Azıcık siyaset karıştırarak günümüzü irdeleyelim..

xxx

Yeni Türkiye'de imamlar asker oldular, polis oldular, hakim oldular, savcı oldular.. Hatta öğretmen bile oldular..

Bir bu kalmış demek ki!

Hakkımızda hayırlısı..

xxx

Yeni göreve atanan Müftü Yardımcısının adını yazmıyorum.. Onun ne günahı var.. Talimat verilmiş, görevlendirilmiş, kayyumluk işi başına kalmış..

İyi de, “liyakat” denilen bir kavram var, dillerden düşmeyen.. Böyle bir işletmenin başına kayyum olarak atanan kişide aranan “liyakat” yapacağı işle nasıl bağdaşacak.. Onca zamandır yaptığı işle, kayyum olarak atandığı yer nasıl bağdaşacak.

xxx

Hani bir de kart bastırmak gerekecek ya.. Kayyumluk görevine atanan gariban memur, ünvanını ne şekilde yazacak?

Söylemeye dilim varmıyor?

Mecburen bu görevi yapacak..

Çeşitli nedenlerle, birçok büyük kuruluşa, konusu ile ilgisi olmayan kişilerin kayyum olarak atanmasına alıştık.. Ama “Genelev” gibi bir yere kayyum olarak atanmak, o devlet memuruna “Fizan’a sürgün” gibi olmayacak mı?

Hadi diyelim ki, “devlet görevi” yapılmak zorunda.

xxx

Bir de bu işin psikolojik tarafı var.. Herkese anlatırsın da; eşine, çocuğuna, annene babana ne diyeceksin?

Nerede çalıştığını nasıl anlatacaksın?

“Orada ne iş yapacaksın?” diye sorduklarında ne cevap vereceksin?

xxx

Muhafazar kesimin türbanlı yazarı Hilal Kaplan’ın bir sözü varmış, onu düşündüm bir an.. Demek ki, o da bugünü, dünden görmüş..

“Genelevler ya kapatılsın, ya da islami usullere uygun hale getirilsin. Her geneleve bir imam atanması ile muta nikahı ile insanlarımızı zina yapmaktan kurtarmalıyız. Allah’ın izniyle AKP bunu da çözecektir” demiş..

Adana Genelevi’ne atanan kayyum bunu başarır umarım. Allah yardımcısı olsun!

xxx

Konunun bir de farklı boyutu var..

Genelevler bile zarar ediyorsa, iflasın eşiğine gelmişse, borçlarını ödeyemediği için kayyum atanmışsa asıl ibret alınacak gerçeği iyi düşünmeliyiz.

İnsanlığın gelişiminden bu yana, kadınlarımızın sermaye olarak kullanıldığı bu her dönem geçerli meslek(!) dalı hep cazip para kazanan bir sektör olarak süregelmişken, neden bu duruma düşmüştür?

xxx

Bunun iki farklı nedeni olabilir..

Ya bu yere ihtiyaçlarını gidermek için gidenlerin sayısı yok denecek kadar azalmış, ekonomik çıkmaza giren vatandaş, karnını bile doyuramamanın sıkıntısı ile birçok şeyi unutmak zorunda kalmıştır..

Yani, mecburiyetten, “Dertleri zevk edinmek” zorunda kalmıştır.

xxx

Ya da piyasa ekonomisi açısından bakarsak, bu işi daha ucuza çözecek alternatifler daha cazip gelmiştir..

Söylemeye dilimiz varmıyor ama bu işsizlik, pahalılık, ekonomik sorunlar, “Ayıp da olsa, günah da olsa” bazı kişileri bu noktaya sürüklemek zorunda mı bırakmıştır..

Her ikisi de acı, her ikisi de insan vicdanını sızlatan gerçekler..

“Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete!”

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
"EYT’liler sahipsiz değil"
"Mesut Komiser"den Emir Kaan’a sürpriz ziyaret