Advert
Ara Güler’i, bir efsaneyi yitirdik!
Şahin ESENDEMİR

Ara Güler’i, bir efsaneyi yitirdik!

(central unit in the text - in the middle)

 

 

“O kadar pezevengi çektim, Charlie Chaplin'i, Einstein'ı, Jean Paul Sartre'ı çekemedim. Onlar mühim adamlardı, onların fotoğraflarını çekebilmeyi isterdim. Ama şimdi kimse kalmadı. Türkiye’nin en meşhur adamını çeksen ne olur”

 

xxx

 

Bugün acımız sonsuz.. Bugün Türkiye, gerçek anlamda bir insanı, bir mütevazilik abidesini, bir Anadolu sevdalısını, bir gazetecilik duayenini kaybetti..

Ermeni kökenli olmasına rağmen, Türkiye’yi onun kadar doyumsuz seven, Türk milletine onun kadar değer veren bir başka kişi tanımadı bu ülkenin insanları..

Dini hıristiyan, ama birçok kişiden daha çok Müslümandı.. Irkı Ermeniydi ama Türklükle öylesine içiçe yaşıyordu ki; kimse onu dinine, ırkına bakarak önyargılı olamadı..

Büyükle büyük, küçükle küçüktü..

Gerçek bir fotoğraf sanatçısıydı.. Ama fotoğrafa sanat gözüyle bakmazdı, “Sanat olmasına gerek yoktur fotoğrafın. Fotoğraf tarih olayıdır. Tarihi zaptediyorsun. Bir makine ile tarihi durduruyorsun” derdi..

 

xxx

 

Birkaç kez karşılaştım, ama bir kez konuştum.. 1980’de Adana’da Tercüman Gazetesi tarafından çıkarılan Güney Haber’de idim.. Kemal Ilıcak çağırmış, yapılacak kampanyaları anlatacaktı..

Nisan’ın sonları idi.. Ergun Hiçyılmaz’ın yanına gelmişti.. İspanya’dan dönmüş, yeni  piyasaya çıkmış Nikon marka fotoğraf makinaları getirmişti..

Çoğu siparişti ama gözüm kalmıştı.. Bir makine bana nasip oldu.. Çocuklar gibi sevinmiştim.. Parasını da rahmetli Nafiz Ilıcak ödemişti..

İşte o makine benim gazetecilik yaşamımdaki dönüm noktası olan “Misis’teki altın cinayeti” olayını ortaya çıkarmama vesile oldu. Adana’ya döndüğümde Adalet Partisi İl Başkanı Metin Tolay ve 2. Başkan Mustafa Göçer  ile birlikte TEDAŞ Bölge Müdürü Necati Cengiz’in babasının taziyesine gitmiştik.

Yeni makinem var ya, yanıma almıştım.. Taziye sonrası Misis’e geçtik.. Köylülerle çay içerken, o ilginç olayı anlattılar:

“Bir köylü dağda koyun otlatırken, bir küp altın bulmuş.. Ağasına ve amcasına söylemiş.. Altını bozdurmaya götürünce ihbar edilmiş.. Jandarma devreye girmiş, Vali’nin haberi olmuş, ortalık karışmıştı.. Köylü altınları saklamış, yerini yapılan işkencelere rağmen söylememiş ve 3 köylü ilginç bir şekilde Yakapınar Jandarma Karakolu’nda ölmüştü”

Bu olayın hikayesi uzun.. Ama benim gazetecilik hayatımın en enteresan haberi oldu.. Üzeri örtülen hunhar bir cinayet ortaya çıkarılmıştı..

 “Yaşam size verilmiş boş bir filmdir. Her karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın” diye insanlığa önemli mesajlar veren Ara Güler üstadın İspanya’dan getirdiği bir makine sayesinde bu haber oluşmuştu..

 

xxx

 

Ara Güler bu nedenle hayatımda önemli bir yer edindi.. Hep de öyle kaldı..

Yaşamda etrafına, tatlı sohbetlerinin içerisine gizlenmiş, oldukça önemli sözler söylemesi ile tanınmış Ara Güler’in kendi işi ile hem dalga geçmesi, hem de önemsemesi dikkatimi çekmişti..

 “Sanatçı olmanın en kolay yolu fotoğrafçı olmaktır. Sıkıysa müzisyen ol” derken kendisine “Bir daha dünyaya gelsen ne olmak isterdin?” diye soran bir gazeteciye söylediği cevap ilginçti:

“Bir daha dünyaya gelseydim, tramvay olmak isterdim!”

Ara Güler’den geriye bir tarih kaldı.. Eserleri ile unutulmayacak anılar bıraktı.. Sözleri ile her zaman anımsanacak bir insan profilini bırakıp ebediyete uçtu..

 

xxx

 

“En iyi makina en iyi fotoğrafı çekseydi, en iyi daktiloya sahip olan da en iyi romanı yazardı” sözü bir anlamda sanatçının nasıl bir ruha sahip olmasını ortaya koyuyordu..

Kendisini övmeyi sevmezdi..

Kelimelerin arasına gizlenmiş anlamlarla yaptığı işi ve çevreye bakışını özetler, bir anlamda kendini anlatırdı:

“Keşke işim deklanşöre bastığım an bitse...

Ben singer dikiş makinesiyle bile fotoğraf çekerim.

1950-60'lardan kalma istanbul fotoğraflarım olmasa, o eski günler, bugün unutulmuş olacaktı.. Eski şehirden hiçbir şey kalmadı. Şehrin estetiği değişti. Uygarlık ileriye gidiyor ama insanlar güzellik anlayışını kaybetti..

Ben fotoğraf sanatçısı, değil foto muhabiriyim”

Kişiliğin, karekterin, insana bakışın ve eserlerinle hiçbir zaman unutulmayacaksın..

Bir başka dine, bir başka ırka sahip olsan da; Türk milleti hep seni kendi içinde bir değer olarak benimsedi.. Sen hiçbir zaman bizde ayrı biri olmadın..

Hep örnek oldun, hep sevdin, hep sevildin..

 

xxx

 

“Dünyada beş milyon tane sergi açılıyor ama bunlar her zaman açık kalmaz. Halbuki kitaplar kalır, yüz sene sonra da açıp bir kitaba bakabilirsin ama sergiyi gezemezsin. Tiyatro da öyledir... Oynadığın zaman vardır, perde inince biter. Çok nankör meslekler..” demiştin ya..

Perde indi!

Ruhun şad olsun usta..

Işıklarda uyu..

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 ASKİ’den bir ilk daha
ASKİ’den bir ilk daha
Yılmaz Vural yeniden Şimşek’te
Yılmaz Vural yeniden Şimşek’te