Advert
ATATÜRK’E HAKARET EDENE SİZ DE MİSLİYLE HAKARET EDİN
Nevzat UÇAK

ATATÜRK’E HAKARET EDENE SİZ DE MİSLİYLE HAKARET EDİN

(central unit in the text - in the middle)

 

 

   Hiç korkmayın.. Birisi Türkiye Cumhuriyeti”ni kuran Başkomutan ve ilk Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk”e hakaret mi ediyor ? Hiç korkmayın, siz de ona misliyle hakaret edin..

 Seni mahkemeye vermiş, sürüm süründürecek miş palavralarına inanmayın..Atatürk”e hakaret etmek suç..Atatürk”e hakaret edene hakaret etmek suç değil..

 Belki inanmayanlar olacaktır..İnanın doğru..

 Mesela, Ankara”nın bir Belediye Başkanı vardı..Adı İ.Melih Gökçek”ti.. Atatürk için sünnetsiz demişti..Bir gençte cevap vermiş, “Altına mı yattın lan O…Çocuğu” diye..

 Melih Gökçek, hemen  hakaretten dava açmıştı genç çocuk aleyhine..

 Yargıtay, davayı incelemiş kararını vermiş “Atatürk”e hakaret edene hakaret etmek suç sayılmaz.”

 Fidel Okan, Atatürk”e hakaret eden Süleyman Yeşilyurt”a “Mümtezel” demiş..Süleyman Yeşilyurt mümtezel diyen Fidel Okan hakında dava açmış..Fidel Okan, avukat Hüseyin Cimşit”ten davayla ilgili bilgi almak istemiş..

  İşte avukatın cevabı:

   “Yargıtay”ın kararı var..Atatürk”e hakaret edene hakaret etmek suç değil”

   O nedenle.. Kim büyük önderimiz Atatürk”ümüze hakaret ediyorsa, hiç çekinmeyin siz de hakaret edin..

  Hatta hakaret etmekle yetinmeyin bir de hakkında suç duyurusunda bulunun..

  El mi yaman Atatürkçüler mi yapan görsün o aşağılık adamlar..

………………………………………..

İLBER ORTAYLI “YI KIZDIRMIŞLAR

 

   Prof.Dr.İlber Ortaylı biliyorsunuz Türkiye”nin hem en önemli tarihçilerinden biri, hem de Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarından biri..

   Kayseri”deki Kitap Fuarına onur konuğu olarak katılmış düzenlenen konferansta bir de konuşma yapmış, 12 Ada”nın  Lozan”da kaybedildiği iddialarını yalanlayarak, “Bu tamamen cehalettir” demiş.

   “Hocam cehalet mehalet. Söyleyeniyor..Tamam söyleyenler tarih kitaplarını açıp okumadan söylüyor..”demeye kalmadı, ilber hoca patladı patladı, şöyle  dedi;

“ İsrail sınırları içinde yer alan birçok şehri Osmanlı'nın kurduğunu ifade eden Prof. Dr. İlber Ortaylı, "19. Yüzyıl'ın Osmanlı coğrafyasını maalesef bilmiyoruz. Bu bizim için çok yanlış şeyler getiriyor. O zaman ki Şam'dan, Halep'ten, Beyrut'tan haberimiz yok. Bu salonda bir anket yapsam 'Beyrut neresi? Nasıl gelişmiştir' desem, çoğu kişi cevap veremez. Beyrut dediğimiz yer bir köydür. Onu, o hale getiren biziz. Bugün ki İsrail'deki şehirlerin hangilerini biz kurduk desem. Çoğundan haberiniz yoktur. Yafa, sadece bir iskeleydi. Gemi yanaşamazdı. Yafa'yı mamur hale biz getirdik. Osmanlı geliştirdi. Tel Aviv bizim sayemizde kuruldu. Biz müsaade ettik. Geldi, yerleştiler, kurdular. Sultan Hamit döneminde Yahudi gelmedi diyorlar. Bu tamamen yalandır. Avrupa'da zulüm gören Yahudiler sığınmak için talepte bulunuyor. Bir kısmı alınıyor. Bir kısmı reddediliyor. Gelenlerin bazıları da beğenmediği için ilk fırsatta buradan başka ülkelere gidiyor" 

   İlber hoca durur mu devam etti;

"Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuranlar tamamıyla Osmanlı Devlet ricalidir. Ay'dan inmemişlerdir. Osmanlı demek bir millet demek değildir. Osmanlı diye bir millet yok. 'Osmanlıca' zaruretten dolayı bürokrasinin geliştirdiği bir dildir. Bir sürü kelime var. Çoğuna Arapça diyorlar. Araba söylesen anlamaz. Osmanlıca, bir düşüncenin, gelişmenin, devlet hayatının, bürokrasinin, ilmi ihtiyacının, sosyal bilimler ve iktisat gibi bilimlerini gelişmesi, yeni şeylere bakması için hayatımıza girmiş. Bunu ayrı dil diye söylemeyin. O, bürokrasinin dili. Onun için okumuş olmak ve halkın anlaması lazım. Halk, günlük hayattaki kelimeleri bilir”

   Sıra geldi Lozan”a başladı anlatmaya İlbar hoca;

 

 "Türkiye devleti kurulurken bazı şeyleri kabul etmek zorunda kaldı. Mudanya Mütakeresi ve Lozan'da müthiş bir kavga çıktı. Lozan'da bize hiç kimse, süngüyle girmediğimiz, restore etmediğimiz haritamızı ve haklarımızı restore etmediğimiz bir memleketi vermez. Tarihte böyle memleketler vardır. Bunlardan bir tanesi Yunanistan'dır. Her zaman başka kuvvetler tarafından korunur. Hatta kaybettiği bir şekilde iade edilir" dedi. Lozan Antlaşması tartışmalarından da bahseden Prof. Dr. Ortaylı, "O zaman İngiltere ve Fransa, kolay kolay Yunanistan'dan Türklere toprak vermezdi. Yunanistan karlı çıkardı. Atina'ya yanaştık. Oradan mütakere imzalandı. Lozan'da süngü nerede bitiyorsa orayı verirler bize. '12 adayı Lozan'da verdik' demek cehalettir. Gidin lütfen haritaya bakın, doğru dürüst tarih okuyun. Lozan'da 12 adaların işi yok. Onlar çoktan zaten elden gitmiş. Londra ve Uşi Antlaşmaları'nda elden gitmiş. Bunu söyleyen 2 takım var. Birincisi, bizim içimizde olanlar, Allah onları ıslah etsin ikincisi de Yunan uydurukçuları. Yunanistan'daki ve buradaki yalancılar bir araya geliyor, adı da '12 adayı Lozan'da verdik' oluyor. 12 adaları Lozan'da vermedik. Musul'u da vermedik. O zaman, Musul'da değildik. Musul bizim değildi. Halep'i de vermedik. Orada da değildik. Niye verelim. Milletin inisiyatifi olmasa, Hatay, Maraş ve Urfa'dan bu tarafa geçecektik" 

   Ve İlber hoca coştu Kayseri”nin nasıl kirlendiğini de anlattı;

  Okuyalımmı ?..Okuyalım;

"Osmanlı coğrafyasını bilmezseniz ve sloganlarla öğrenirseniz 'Bu imparatorlukta hiç sanayi yoktu' dersiniz. Ben bunu bir devlet adamından duydum, bir eski başbakandan ama doğru değildir, sanayi vardır, ihracat bile yapıyorlardı. Kayseri'de sanayi vardı, bunu Kayserililer bilmiyor, en fazla 'Bizim burada halı dokuturlardı' derler. Halı dokutmanın ötesinde işler vardı. Metal dokuma sanayisi üst düzeydeydi. Burada metal, büyük olmayan bir sanayi vardı. Top fabrikaları yoktu ancak sanayi vardı ve bunlar ihraç ediliyordu. İhracattan dolayı demiryolu gelmesi söz konusu olunca Ankara'ya kadar geleceği duyulunca, Kayserililer ayaklandı, 'bize gelmeyecek mi?' diye. Berlin'e, Hamburg'a kadar mal satıyorlarmış. Buradan giden kumaşı, halıyı, metal eşyayı, kuru meyveyi ve tabi ki pastırmayı, çoğu kişi bilmiyor. Belki bunlar silah satmaya, otomobile benzemez ama bir üretimdir, mamuldür. Gelir getirir. Kayseri'deki taş konaklar yıkıldı. Yerine devasa binalar yapıldı. 1962'den beri bu şehri bilirim. O Kayseri gitti, bu Kayseri geldi. Afiyet olsun. İkisi aynı olmadığı için, Kayserililerin tarihi görüşü kirlenmeye başladı" 

  Helal olsun sana İlber hocam..Gerçekleri, sadece gerçekleri anlatıyorsun..Sana ve senin gibilere çooook ihtiyacımız var..

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Çukurova belediyesi     0000-00-00 Çukurova Belediyesi nde mevsimlik işçilerin daimi ye geçişlerinde de zeki eren yine ön planda ne kadar çocuğu kızı var ise hepsini belediye bünyesine aldırdı karısını meclis üyesi yaptı hayal parkın tesisi içerisinde bulunan kafeteryayı kendine aldı işçileri de belediye personellerinden alıp kendi cebinden para vermeden çalıştırıyor. Belediyeden 1 TL para vermeden aldığı halı sahayı da 400 milyara sattı Soner Çetin'in zeki eren zaafını anlamış değiliz. Biz yıllardır belediye işçisi olarak çalışıp her gün işe gelirken zeki Eren in çocukları işe gelmeden kadroya geçtiler altlarında son model arabalar ile. Canları isterse gelip istemezse gelmeyen zeki Eren'in çocukları kadroya geçiyor daimi işçi oluyor yıllardır orada emek veren bizler altı aylığına da olsa çocuklarımıza ekmek götürmek için eşekler gibi çalışıyoruz. Bu torpilliler burada kadroya geçiyor yarın bizlerin çıkışı verildiğinde bunlara mı iş yaptıracaklar belediyede iş yaptıracak adam bulabilecekler mi Soner Çetin sonra çıkıp yapılamayan işler için başarısızlıklar için bahaneler bulmaya devam mı edecek büyükşehirde böyle mi kazanacak. Merak ediyoruz. Aslında dürüst bir insan olan Soner Çetin bunlara neden izin veriyor neden göz yumuyor onu da anlamıyoruz bu böyle devam eder ise haksızlıklar hep bizlere yapılır ise bunun sonunda Soner Çetin'e oy da yok destekte yok
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 ASKİ’den bir ilk daha
ASKİ’den bir ilk daha
Yılmaz Vural yeniden Şimşek’te
Yılmaz Vural yeniden Şimşek’te