Advert
Belediyelere aday olabilmek “Liyakat” ile nasıl bağdaşır?
Şahin ESENDEMİR

Belediyelere aday olabilmek “Liyakat” ile nasıl bağdaşır?

(central unit in the text - in the middle)

 

 

Türkiye’de siyasetin bir kaderi vardır..

Devlet yönetimine, millet yönetimine talip olanlar toplumun onlardan beklentilerini değil, kendilerini nereye yakıştırdıklarına bakarlar..

Yani, milletvekili olacaklar, milletin vekili olabilme yeteneğine, bu görevi yapabilme kabiliyetine bakmazlar..

Kendilerini orada görmek istedikleri için aday olurlar..

Nasrettin Hoca’nın göle maya çalması gibi, “ya tutarsa!” diye niyetlenir, şans rüzgarının kendilerine doğru esmesini beklerler.

Milletin vekili deriz ya;

Milletvekili olurlar, milletin vekili olmanın gereklerini yerine getirecek basiret ve liyakatın kendilerine olup olmadığına önem vermezler..

Seçilirlerse, sandıktan çıkarlarsa, liyakat da boştur, basiret de..

xxx

Milletvekililiği çok tartışmaya açılacak bir konu..

Siyasetteki bilgi, birikim ve beceri artık günümüzde geçerli bir nosyon olmaktan çıktı..

Ekonomik olarak gücünüz biraz yerinde ise…

Parti teşkilatlarında kendinizi tanıtacak kadar harcama yapabilecek birikiminiz varsa..

Hangi parti olursa olsun, o partinin genel başkanına, genel merkez yöneticilerine şirin gözükebilecek kriterleri iyi kullanabilecek beceriye sahipseniz yolun yarısını aşmışsınız demektir.

xxx

Gerisi aday gösterilmek, seçilebilecek bir sıraya sahip olabilmek ve neticede sandıktan çıkmakla netice alınacak bir zaman yolculuğu..

Zaten, seçildikten sonra da yapabileceğiniz pek fazla bir şey yok..

Sözde gücünüz var..

Önemli bir ünvanınız var..

Ama yapabilecek, hür iradenizle vekili olduğunuz milletin sorunlarını savunabilecek yetkiniz yoktur…

Milletin vekili olarak giderler Meclis’e..

Ama Genel Başkan’ın dudağının kımıldamasına bakarak hareket eden kişilere dönüşürler..

xxx

Belediye Başkanlığı öyle mi?

Milletvekilliği ile Belediye Başkanlığı yan yana konulduğunda arada çok daha farklı özellikler devreye girer..

“Şehremini” derlerdi eskiler.. Şehrin emini yani..

Şehrin güven duyduğu, herkesin özüne, sözüne güvendiği kişi idi Şehreminiler..

Yani bugünkü Belediye Başkanları..

Onlarda bu işi yapabilme becerisi dikkate alınırdı öncelikle..

Liyakat esastı..

xxx

Bugün liyakat nerede ve ne kadar önemli kimse cevap veremez.

Konuya neden buradan girdik, neden liyakat esasına değindik anlatayım..

Gerçekten yaşanmış bir olayı yıllar sonra yeniden anımsatarak günümüzdeki yerel seçimler öncesi, aday belirleme olgusunda olması gerekenin ne olduğuna küçücük bir kapı aralayalım.

xxx

1984 yerel seçimleri öncesi.. 12 Eylül sonrası yeniden siyasal düzene geçilmiş.. Darbe hükümetini sandıkta yenmeyi başarmış Turgut Özal Başbakan seçilmiş..

İlk yerel seçimlere girme arefesinde, kafasındaki yeni yerel yönetimlerle ilgili çok farklı kriterleri hayata geçirmenin eşiğinde..

Adana için de Anavatan Partisi’nde yerelde birtakım çalışmalar var..

Parti yönetiminde gönlünde Belediye Başkanlığı geçenler, adını genel merkeze daha iyi duyuranlar, etkinliklerini Başbakan’a kadar kabul ettirmenin çabasını verenler..

İdialı isimler arasında Yaşar Bayboğan, Hayrullah Öğüncü, Abdullah Özkul, Okan Güçlü kişilerin adı konuşuluyor..

Aytaç Durak ismi, o günlerde diğerleri kadar cazip ve iddialı bir durumda değil..

xxx

Güneş Gazetesi’nde günün siyasetini yazıyoruz o günlerde..

Aytaç Durak gelmişti ziyarete.. Nabız yokluyordu..

Gazete bürosunun yanındaki küçücük kebapçıda Erol Karataş ile oturmuş, politikanın nabzını tartışıyorlardı.. Sohbete girdik, uzadıkça uzadı..

Aytaç Durak bize “iyi bir gazetecilik yapabilme yolunda” farklı bir tüyo verdi..

“Güneş güçlü bir gazete.. Yazdıkları dikkati çeker.. Bu günlerde sadece normal vatandaşa değil, ülkeyi yönetenlere de yeni fikirler vermelisiniz.. Turgut Özal basını iyi takip eden, görüş ve önerileri dikkate alan bir Başbakan” dedikten sonra olması gerekenler anlattı..

Kendisi için değil, toplum için gerekli olanı işaret etti ve Belediye Başkanlığı adaylığında olması gereken ilginç bir kriterden örnek verdi..

Hani bugünlerde “liyakat” diye dilimizden düşmüyor ya..

Sohbet sonrası, daktilonun başına geçmiş ve Adana baskısına yetiştirdiğimiz bir yorum haberi servise hazırlamıştık..

Başlık net ve açıktı..

“Belediyelere, belediyeciliği bilen adaylar gösterilmeli”

xxx

Haberin içinde, Belediye Başkanlarının artık normal siyasetçilerden değil, mimar, mühendis ve şehircilik konusunda uzman kişilerden seçilmesi gerektiği anlatılmıştı..

Haber güzeldi.. O kadar beğenildi ki, biraz üzerinde rötüş yapılarak Türkiye baskısına girdi ertesi gün..

Sonuç ne oldu dersiniz..

Başbakan Özal’ın, “işte bu kadar.. işte aradığımız bu” dediğini duyduk yakın çevresinden..

Sonrasında da Belediye Başkan adaylarında olması gereken liyakat ve kriterin ölçüsü de netleşmişti..

xxx

Rahmetli Özal, İstanbul dahil Türkiye’nin birçok yerinde daha önce şans verdiği, adaylık yolunda kafasında netleşme yolunda olan tüm isimleri silmiş, yeni isimler arayışına girmişti..

Aytaç Durak, işte bu gelişmeler sonrasında diğer adayları önce zihinlerde geride bıraktı, sonra teşkilat yoklamalarında..

xxx

Haber mi bu kadar etkili oldu, yoksa başka faktörler mi bilinmez..

Bugün ne söylesek boş..

Rahmetli Özal hayatta olsa, “Hangisi acaba?” diye sorardık..

O da olmadığına göre, yorumu o günleri hatırlayanlar yapsın..

Durak’ın ince zekasını bir kez daha takdir edip, 5 dönem nasıl bu kenti yönettiğini bir kez daha değerlendirsin..

“Bunun adı liyakat..

Ama liyakatı taşıyacak zeka ve beceri de önemli!”

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 ASKİ’den bir ilk daha
ASKİ’den bir ilk daha
Yılmaz Vural yeniden Şimşek’te
Yılmaz Vural yeniden Şimşek’te