Advert
Çopur Nihat’a gazeteci tuzağı
Şahin ESENDEMİR

Çopur Nihat’a gazeteci tuzağı

(central unit in the text - in the middle)

 

 

1985 yılı.. Havaalanında Nihat Restaurant’ın en civcivli zamanı..

Her akşam tıklım tıklım ya, müşteri bol ya, gazetecilere pek kulak asmıyor, “Gelseniz ne olur, gelmeseniz ne olur!” diye takılmaktan geri kalmıyor..

Aytaç Pekkoçak bu durumdan rahatsız olunca bir intikam planı kuruyor.. Ama planda kullanılacak, Çopur Nihat’ın şüphelenmeyeceği bir kişi lazım..

Nihat Geven (Namı diğer Keçi Nihat), İskender Ayvalık, Hamit ve Alaettin Kutlu planı tartışırken, İstanbul uçağından ben indim, “kimler var?” diye bir uğrayım dedim, “aranan piyon” oluverdim..

xxx

“Üzerinde para var mı?” dediler.. Elimi attım, bir deste para çıkarınca, “Tamam işte!” diye sevindiler.. Plan uygulamaya konuldu..

Çopur Nihat, Aytaç Pekkoçak’a güvenmez.. İskender Ayvalık planı başlatacak.. Alaettin Kutlu onaylayacak..

Çopur Nihat’a bir işaret, koştu geldi hemen; “Aç herifler, para peşin yoksa servis falan yok.. Gidin başka yerde karnınızı doyurun” demeye kalmadı.. İskender Ayvalık, “İstediğin para olsun nankör herif.. Bak Şahin İstanbul’dan geldi.. Haldun Simavi’den ikramiye almış.. Hesap garanti.. Ama bir şartımız var.. Sen de gel, sen de ye, sen de iç.. Biz de takviye yapacağız, bugün bizdensin.. Al para da peşin..”

Çopur Nihat, peşin parayı gördü ya, gözleri fal taşı gibi açıldı..

xxx

Tıklım tıklım dolu salonu bıraktı, “Siz halledin çocuklar” diye ekibine seslendi, masaya çöktü..

Masada ikramlar, iltifatlar, şakalar havada uçuşuyor.. Herkesin gözü bizim masada.. Ben cebimdeki paranın hepsi gitti, ne olacak diye düşünürken, Nihat Geven, kulağıma fısıldıyor, rahatlatıyor beni.. “Merak etme çocuk.. Hallederiz bir şekilde, takma kafana, keyfine bak!”

www

Çopur Nihat azıcık kafayı bulunca, planın ikinci bölümü uygulamaya konuldu.. Ben sadece izliyorum..

Aytaç Pekkoçak girdi devreye;

“Paranın hepsini burda harcamayın, Sürmeli’ye gideceğiz daha.. Nigar Uluerer var.. O bekliyor bizi..”

Nihat Özbek’in neşesi birden durunca, “Haydi ulan sen de gel.. İt yesin ciğer.. Seni bırakır mıyız.. Bugün sen de bizdensin.. Bugün para gani bizde.. Bu gece bizim gecemiz” diye Nihat Özbek’e sarılıyor, kulağına fısıldıyor;

“Kasayı toparla, biz erken gideceğiz.. Nigar Abla geç gelirsek bozulur”

Çopur Nihat, ok gibi fırlıyor masadan.. Yalpalaya yalpalaya kasaya gidiyor.. Kasadaki paraları el çantasına doldurup, talimatlarını verip geliyor; “Ben hazırım, haydi ulan..”

Sonra da etrafına sesleniyor..

“Bunlar benim canlarım, can arkadaşlarım.. Kimse onların yerini dolduramaz!”

xxx

Hep birlikte çıkıldı, arabalara binildi. Şu anda Mavi Sürmeli olan, dönemin Küçük Sürmeli’sine geldik..

Sahne kenarında masamız hazır.. Plan tıkır tıkır işliyor.. Yan masamızda Yalçın Sürmeli var, Celal Serin var.. Aytaç Pekkoçak, gecenin lideri ya bol keseden atıyor, “Yalçın Ağa, Celal Abi.. Sizin hesaplar da bizden bu gece.. Keyfinize bakın..”

Şef garson çağırılıyor, siparişler verilirken, bir işaretle bende kalan son paralar alınıp, hesaba mahsuben göstere göstere kasaya gönderiliyor.

Sürmeli’nin patronunun bile hesabı bizden ya, sanki kendi ısmarlıyor gibi keyfi gıcır Çopur Nihat’ın.. “Ben sizin kıymetinizi bilememişim.. Ya siz ne harika arkadaşlarsınız” diye iltifatlar yağmaya başlıyor..

xxx

Masamız muhteşem, bir kuş sütü eksik.. İçkiler öyle duble duble değil, şişe şişe geliyor.. Limit yok, az içtin, çok içtin yok..

Ve planın son aşaması devreye giriyor..

Zaten tam zamanında yetişmişiz.. Çopur Nihat’a birkaç duble daha içirmeye kalmadan Nigar Ablamız çıkıyor sahneye.. Nigar Uluerer bile ayarlanmış..

Salonda sanki Çopur Nihat’tan başka kimse yok..

Çiçekler geliyor, Nihat Özbek’ten..

Şampanyalar açılıyor, Nihat Özbek’ten..

Parası kendi cebinden çıkmıyor ya, Nihat Özbek’ten mutlusu yok.. İçtikçe içiyor, sarıldıkça sarılıyor..

xxx

Aytaç Pekkoçak, “Artık g..ü kaybetti.. Şimdi tam zamanı” deyince Nigar Uluerer’e işaret gidiyor..

O dönemin en ünlü oyunu “mastika” için sahneye davet ediliyor Nihat Özbek.. Çantasını, içindeki parayı unutuyor, bir masa örtüsü veriliyor, başlıyor sahnede mastikaya..

xxx

Vallahi de, billahi de ben masumum..

Planın bu bölümünden haberim hiç olmadı.. Sadece o kadar parayı verdim, nasıl geri alacağım diye içim içimi kavururken, Nihat Geven’in dürtmesi ile kendime geldim.

Nihat Geven ve Aytaç Pekkoçak, Çopur Nihat sahneye çıkınca, sandalyesinin altına koyduğu çantayı açmışlar.. Paraları saymışlar, önce restoranda benden alıp verdikleri parayı verdiler.. Sonra Sürmeli’de kasaya gönderilen parayı.. Ben rahat bir nefes aldım..

Sonra Sürmeli’ye biraz daha para ayırdılar, şef garsona verdiler.. Tabi ki bahşişler de ayarlandı.. Yalçın Sürmeli’ye bir göz atıp, “okey”leştiler..

xxx

“Daha bir sürü para var çantada.. Ne yapacaklar?” diye beklerken, o parayı sahnede mastika oynayan Çopur Nihat’a yapıştırmaya başladılar..

Alnına yapışan, başından aşağı dökülen paraları Nihat Özbek’in neşesine neşe katmış, önüne gelene sarılıyor, öpüyor, “İşte benim arkadaşlarım.. Böyle arkadaşlara can kurban” diye coştukça coşuyor.. Sahneden indirmek ne mümkün..

xxx

Neyse, program bitti, “Ne yapacağız, bir an önce nasıl kaçacağız?” diye düşünürken Çopur Nihat’tan, “Buradan sonra çorbalar benden olsun bari.. Bırakmam sizi.. Vallahi de bırakmam, billahi de” ısrarı gelince, herkes göz göze geliyor.. ”İp nerede incelirse orada kopsun” diyerek, hemen arkadaki Toros Paça Salonu’na gidiyoruz..

Ben ne kadar tedirginsem, diğerleri o kadar rahat.. Nihat Özbek, içi boşalmış çantasını koltuğunun altına saklamış ya, ona bakıp bakıp kahkahalarla gülüyorlar.. Adamın keyfi yerinde, hiçbir şeyin farkında değil..

Herkes birşeyler söylüyor, bir kaşık içip, yenisi isteniyor.. Tatlılar geliyor, sütlaçlar geliyor..

Nihat Özbek, bir elimi yıkayım diye lavaboya gider gitmez, tek bir işaretle hepimiz kayboluyoruz..

xxx

Sonra ne mi oldu dersiniz..

Çopur Nihat, gülerek lavabodan çıkıyor, kimse kalmadığını görünce, “Salak ya bunlar, ben hesabı iki misli aldım. Buradaki iki çorba ne kadar tutar ki.. Hesap bileceksin, hesap.. Hesap adamı olacaksın..”

Kasaya sesleniyor: “Ne kadar bizim hesap?”

Elini çantaya atıyor, çanta bomboş..

xxx

Ben sonra öğrendim.. Sonra öğrendik hepimiz!

Nihat Özbek, para dolu olarak bildiği çantası bomboş çıkınca bir anda ayıkıyor, feryadı basıyor;

“Soyuldummmm! Mahvoldummmm!”

Meğer, ertesi gün bankaya, erzakçıya yapacak ödemesi varmış..

Hem parasından olmuş, hem kendi parası ile kendisine hovardalık yapılmış..

“Polise gitmiş, şikayetçi olmuş” dediler ama bir ses çıkmadı..

Sadece biz bir süre Nihat Restaurant’a gitmedik, gidemedik..

Barışıncaya kadar..

 

 

ATATÜRK’ÜN SÖZLERİYLE

ATATÜRK İLKELERİ
 


Unutulmalıdır ki, milletin hâkimiyetini bir şahısta veyahut mahdut eşhasın elinde bulundurmakta menfaat bekleyen cahil ve gafil insanlar vardır. (CUMHURİYETÇİLİK)
xxx
Bizim telakkimize göre, siyasi kuvvet, milli irade ve egemenlik, milletin bütün halinde müşterek şahsiyetine aittir, birdir. Taksim edilemez, ayrılamaz ve başkasına bırakılamaz. (CUMHURİYETÇİLİK)
xxx
Ben gerektiği zaman en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim. (MİLLİYETÇİLİK)
xxx
Her türlü muvaffakiyet sırrının, her nevi kuvvetin, kudretin hakiki kaynağının, milletin kendisi olduğuna kanaatimiz tamdır. MİLLİYETÇİLİK
xxx

Türk… Öğün, çalış, güven. (MİLLİYETÇİLİK)
xxx
Böyle evlatlara ve böyle evlatlardan müreffeh ordulara malik bir millet elbette hakkını ve bağımsızlığını bütün manasıyla muhafaza etmeğe muvaffak olacaktır. Böyle bir milleti bağımsızlığından mahrum etmeğe kalkışmak hayal ile vakit geçirmektir. (MİLLİYETÇİLİK)

xxx
Bazı kimseler zamanın yeniliklerine uymayı kâfir olmak sanıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. (LAİKLİK)
xxx
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen Türk istiklal ve cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur. (MİLLİYETÇİLİK –CUMHURİYETÇİLİK)
xxx
İntisap etmekle bahtiyar olduğumuz İslam dinini, asırlardan beri alışılmış olduğu üzere bir siyaset vasıtası mevkiinden kurtarmak ve yükseltmenin elzem olduğu hakikatini müşahede ediyoruz. (LAİKLİK)
xxx
Mazinin kararsız, çürümüş zihniyeti ölmüştür. Bütün dünya bilmelidir ki, Türk milleti hakkını, haysiyetini, şerefini tanıtmağa kadirdir. (MİLLİYETÇİLİK)
 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
"EYT’liler sahipsiz değil"
"Mesut Komiser"den Emir Kaan’a sürpriz ziyaret